Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi
 Arama şekli:

Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir. Osmanlı'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün "ceza" ve özellikle "ölüm cezası" anlamında kullanıldığı görülmüştür. Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır. ...

Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir.
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Osmanlı'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün "ceza" ve özellikle "ölüm cezası" anlamında kullanıldığı görülmüştür.

Osmanlılar ile ilgili olarak aşağıdaki başlıkları kullanarak bilgi alabilirsiniz.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Yunan siyasal yaşamında ise siyaset,

...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.

Yunanca 'poli' çok, 'tika' yüz anlamına gelen eski yunanca köklerden oluşur.

Politika bilimi (
Demokratik düzen içinde, kânun hâkimiyetinin sağlanması ve korunması, yurt içinde huzûr ve nizâmın temini, vatandaşların can, mal, ırz güvenliğinin sağlanması ve korunması, suç işlemeye yönelik davranışların önlenmesi, sanıkların yakalanarak adâlete teslim edilmesi görevlerini yerine getiren teşkilât. Bu teşkilâta Emniyet Teşkilâtı denir
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
politoloji) politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler.

Politika : Toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir (''Aristoteles'')

Siyasî analiz


Felsefî gelenek


Eflatun veya Aristo'nun kurucuları olarak kabul edildiği bu gelenkte etik sorunları incelemek önceliklidir. Olması gerekenle ilgilenir. Günümüzde ise bu gelenek, "bireysel özgürlüğün sınırları ne olmalıdır?" "Devlete neden itaat etmeliyim?" gibi normatif sorunlarla uğraşır.ÇÇJ

Ampirik gelenek


Ampirik geleneğin izlerini Aristo'dan, Montesque'ya kadar birçok siyaset bilimcide görürüz. Günümzde özellikle ABD'li siyaset bilimciler tarafından kullanılan bir analiz geleneğidir. Var olanı, işleyiş sisteminin ne olduğunu anlamaya çalışır. John Locke ve David Hume'un çalışmaları sayesinde yaygınlaşan Ampirisizm Auguste Comte'nin çalışmalarına bağlı olarak pozitivist şekilde değişmiştir. Ampirisizmin, sosyal bilimlerde de doğal bilimlerin yöntemlerin kullanılması gerekliliğini ileri sürer.

Bilimsel gelenek


Siyaseti ''bilimsel'' olarak çalışan ilk kişi Karl Marx'tır. 1870'lerde Avrupa şehirlerindeki üniversitelerde siyaset alanında kürsüler açılmıştır. Bu dönemde diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi siyaset biliminde de ''davranışsalcı'' akım kendini göstermiş ve 1970'lere kadar bilimsel gelenek etkisini ağırlıklı olarak göstermiştir.

Yönetim


Siyaset, belli bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Bu uzlaştırma faaliyeti ise yönetim erkinin elde bulunması ile gerçekleşir.

Siyaset tarihine bakıldığında insanın ortaya çıkışı ile birlikte siyaset; yönetim sanatı da sahnede yerini almış ve binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir.

Tüm medeni toplumlarda antik çağdan beri toplum yönetimi üzerine çalışma yapan düşünürler hep kendi çağlarının bir ütopyasının (mükemmel veya sadece daha iyi bir toplum yaratmak için verilen çabaları tanımlamak için kullanılan bir terim ) mücadelesini vermişlerdir.

Devlet


Tarım ve din toplumlarında modern anlamda devlet yoktu. Egemenlik kralın, hükümdarın, dini liderindi. Avrupa ve Amerika devrimleriyle mutlakıyetten meşrutiyete ve cumhuriyete yönelen devlet gücünü toplumsal sözleşmeye dayandırdı. Hukukiliği kabul ederek, bağımsız yargının denetimine izin verdi, meclis iradesini halkın iradesiyle bütünleştirdi. Kutsaldan bireye, vesayetçilikten özerkliğe, merkeziyetçilikten ademimerkeziyetçiliğe, devletçilikten piyasacılığa, ırkçılıktan çoğulculuğa, gizlilikten şeffaflığa doğru gelişti.

Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atan Montesquieu 20 yıl üzerinde çalıştığı De l'esprit des lois adlı kitabında yasama, yürütme ve yargı'yı birbirlerinden ayırmanın önemini vurgulamıştır.

Farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs., göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, "yasaların ruhu" adını veren Montesquieu bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ve ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir; demokrasinin yönetici ilkesi '' erdem''dir.

Feodalizm


Feodal düzenin siyasi yapısı bir piramit gibidir. En üstte kral (veya imparator), altında ise kendisine bağlı soylular bulunur. Bu soyluların altında daha alt soylular olur. Bu hiyerarşik düzenin en alt ve en geniş tabakasını serfler oluşturur.

Feodal sistemde sadece üretim araçları değil, askerî güç de feodal beyler arasında paylaşılmıştır. Donanımlı askerlerden oluşan merkezî bir ordunun kurulması kral açısından pahalı olduğundan, bu ihtiyacı feodal beyler karşılamıştır. Bu sebeple kralın savaşta başarılı olması, feodalitenin desteğine bağlıdır.

İktidar, meşruiyet, egemenlik


İktidar kavramı birey veya topluluğun başka birey veya topluluk üzerinde kendi istediklerini yapabilme veya yaptırabilme gücüdür.Siyaset disiplini içerisinde ''iktidar'' daha genel bir anlam yüklenmiş ve bir devletin içindeki tüm birey ve gruplar üzerindeki hakimiyeti kapsamıştır.Siyasi iktidarı diğer iktidar unsurlarından ayıran en önemli özellik ise meşru olma gücüdür.

Meşruiyet siyasi iktidarı, yönetilenler için makul seviyede olması için, halkın rızasına dayandırmasıdır.Bir diğer deyişle iktidar ile toplum arasında karşılıklı rıza ile yapılan sözleşmedir.

Egemenlik kavramı latince:superanus olup ''en üstün iktidar'' anlamına gelmektedir.Siyaset Disiplini literatürüne sokan Bodin'dir. Jean Bodin egemenlik için 'birçok ailenin ortak çıkarlarının, egemen bir güçle yönetilmesi', Thomas Hobbes;'bireysel kudretlerin toplamını egemenin kendi iradesine göre kullanmak yetkisi' olarak tanımlarlar.Günümüzde ise egemenlik anayasalar aracılığıyla sınırlanmakta, güçler ayrılığı ilkesiyle bölünmekte ve seçimler aracılığıyla devredilmektedir.

Siyaset kuramları


İdeoloji siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü. En basit tabirle bir ''ideoloji'', ''düzenlenmiş, yapılanmış bir fikirler bütünü''dür. Bu fikirler bütünüde siyasetin temeli olan siyasi ideolojileri oluşturmuştur.

Muhafazakârlık


Muhafazakârlık var olan durumu koruma amacını güden düşünce tarzı. Toplumun değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan sağ kanat siyasi ideoloji.

Muhafazakârlığın ''değişime karşı direniş'' olarak tanımlanması, özellikle değişim isteyen sol ideolojiler tarafından eleştirilir. Muhafazakârlık bir sağ ideolojidir. Muhafazakârlığın ''var olan kazanımları ve değerleri korumak'' şeklinde bir yanı da vardır. Bu açıdan bakıldığında, herkes, solcular dahil, istedikleri toplumsal düzen gerçekleştiğinde muhafazakârlaşabilirler. Nitekim Sovyetler Birliği'ndeki solcu rejime karşı olanlar (örneğin Troçkistler) bu rejimi muhafazakârlaşmakla suçladılar.

Komünizm


Komünizm sosyal örgütlenme üzerine bir kuramsal sistem ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir politik harekettir.Maneviyatı reddeder. Komünizm sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Manifesto ile birlikte anılır.

Sosyalizm


Sosyalizm, iktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği bir toplum fikrine dayanan bir düşünce sistemidir. Bununla birlikte, sosyalizmin fiili anlamı uygulamada zaman içinde değişmiştir. Siyasî bir terim olması nedeniyle, sınıfsız bir toplumun oluşturulması amacıyla, devrim ya da toplumsal evrimle örgütlü bir emekçi sınıf kurulmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Sosyalizm, kökenlerini sanayileşme dönemindeki aydınlanma düşüncesinde dile getirilen siyasal ve sosyal eşitlik isteğinden almıştır.

Liberalizm


Liberalizm özgürlüğü birincil politik değer olarak ele alan bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır. Genel anlamda liberalizm, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, din, devlet ve kimi zaman kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, hukuğun üstünlüğünü geçerli kılan şeffaf bir devlet modeli ve toplumsal hayat düzeni hedefler.

Anarşizm


Anarşizm kavramı Yunanca ''anarchaia dan (hükümetin olmaması durumu) gelir. İnsan özgürlüğünü kısıtlayan tüm otoritelerin ortadan kaldırılmasını ve barış, uyum ve işbirliği ilkelerine dayanan yeni bir toplumsal düzen yaratma düşüncesindedir. Anarşistlere göre devlet ve devletin kurumları toplumu sömürmek için güç odakları tarafından yaratılmış bir araçtır.

Faşizm


Faşizm pek çok açıdan, Fransız İhtilali sonrasında serpilip büyüyen akılcılık, ilerleme, özgürlük ve eşitlik gibi değerlerden mürekkep Batı siyasal düşüncesine karşı bir tepki olarak görülebilir.Bu değerlerin yerini faşizmde birlik, mücadele, liderlik ve güç gibi olgular almıştır.Bu bakımdan İtalyan faşistlerin kullandığı "1789 öldü" sloganı oldukça anlamlıdır.Mümtaz'er Türköne, ''Siyaset'', Lotus Yayınevi s:133 Faşizm genel olarak seçilmiş bir ulus olma bilinci, demokrasinin reddi ve yayılmacı dış politika temellerine dayanır.

Siyasal Sistemler


Siyasal sistem, sosyal sistemin bir dalı olduğu için toplumlar arasında farklı sistemler ortaya çıkmıştır.Siyasal sistem genel olarak devlete bağlı olan kurumların birbirleri arasındaki ilişkiler ve yöneten ile yönetilenler arasındaki ilişkilerin bütünüdür.Siyasal sistemler yöneten ve yönetilenin sayılarına göre kategorilendirilir.

Platon'a göre ilk siyasi sistem patriarşidir.Bu küçük toplumlardaki daha çok aileler içinde uygulandığı varsayılan bir sistemdir ve yöneten pozisyonunda, erkek ve en yaşlı olan kişi bulunmaktdır.Ailelerin birleşmesiyle büyüyen toplumlarda, bir ailenin yönetimde bulunması ile monarşi birden fazla ailenin bulunması halinde ise aristokrasi sistemleri ortaya çımıştır.Sistemin bilgelikten çok şan ve şöhrete önem vermesinden dolayı bozulması timokrasi'yi ortaya çıkarmış ilerleyen dönemlerde yöneticiler, erdem ve bilgelikten yoksun oldukları sebebiyle, zenginlik ihtirasına bürünmüş ve oligarşi ortaya çıkmıştır.Oligarşide ortaya çıkan düzensizlikle meydana gelen çatışma sonucu yoksulun zengini yenmesi ile demokrasi oluşmuştur.Fakat Platon, halkın tamamının siyasete karışmasının toplumu bozacağını ileri sürer.Bu durumda ise toplum Tiranlık sistemine teslim olur ve köleleşir.Platon bütün siyasi sitemleri bu şekilde tasnif eder ve özetler.

Aristo sınıflandırması


Platon'un bu bilgileri ışığında Aristo'nun siyasi sitem sınıflandırması siyaset bilimciler tarafından genel kabul görmüştür.
  • Ortak iyiliği amaçlayan tekin yönetimi:Monarşi
  • Ortak iyiliği amaçlayan azınlığın yönetimi:Aristokrasi
  • Ortak iyiliği amaçlayan çoğunluğun yönetimi:Politeia
  • Tekin çıkarını amaçlayan tekin yönetimi:Tiranlık
  • Zenginlerin çıkarını amaçlayan azınlık yönetimi:Oligarşi
  • Yoksulların çıkarlarını amaçlayan çoğunluğun yönetimi

    Modern dünya sistemleri


    1950'ler ve 1960'larda sistemlerin sınıflandırılması çabaları, değişen sistemlerle birlikte devam etti. Soğuk Savaş'ın keskin karşıtlığı ile birlikte "üç dünya" yaklaşımı ortaya çıktı.Buna göre dünya üç ayrı blok halinde bölünebilirdi.
  • Kapitalist "birinci" dünya
  • Komünist "ikinci" dünya
  • Gelişmekte olan "üçüncü" dünyaAndrew Heywood, 'Siyaset', Liberte yayınları, 2006, s:38

    Ancak 1970'lerde başlayan ve günümüzde hala devam eden Asya, Afrika ve Latin Amerika demokratikleşme çabaları "üçüncü" dünyayı, 1990'ların başındaki Doğu Avrupa devrimleriyle de "ikinci" dünya rejimleri çökme dönemine girdiler.

    Dış bağlantılar


  • http://www.bilimler.net/siyaset

    Kaynaklar


  • http://www.bilimler.net/siyaset Siyaset Bilimi
  • http://www.felsefe.gen.tr/politikanedirki.asp Politika Nedir?
  • Mümtaz'er Türköne, ''Siyaset'', Lotus Yayınevi, Eylül 2005 Ankara ISBN 975-6665-06-8
  • Andrew Heywood, ''Siyaset'', Liberte Yayınları, Şubat 2006 ISBN 975-250015-3
  • Platon, ''Devlet''
  • Vikipedi
  • Anahtar kelimeler

    İlgili bilgiler: Siyaset Bilimi Politika ABD Anarşizm Antik çağ Arapça Aristo Auguste Comte Birey David Hume Deneycilik
    Lütfen dikkat: Bu sayfada kırmızı ile linklenen ve iki çizgi ile altı çizilen linkler reklamdır. Bu linklere tıklanıldığında başka bir siteye yönlenirsiniz.
      Ansiklopedi tarayıcı
    FP-25
    FPGA
    FPÖ
    FPS
    FPU
    Fra Angelico
    Fräärstää
    Fraction
    Fraction collector
    Fractional
    Fractional distilation
    Fractionation
    Fracture
    Fracture (film)
    Fradelos (Vila Nova de Famalicão)
    Frades (Póvoa de Lanhoso)
    Frades, Galicia
    Frades, Galiçya
    Fragaria
    Fragment
    Fragosela
    Fraguas
    Fráguas
    Fráguas (Rio Maior)
    Fraguas (Vila Nova de Paiva)
    Fráguas (Vila Nova de Paiva)
    Frailes
    Frajil X sendromu
    Fraksiyonlu destilasyon
    Fraksiyonlu distilasyon
    Fraktal
    FRAM 1A Gearing
    Frambezi
    Frame Relay
    Frame shift
    Frame shift mutation
    Frameshift
    Francala
    Franc-Comtois
    France
    France Gall
    France Preseren
    France Prešeren
    France Preޡeren