Atom ağırlığı 106,20, atom numarası 46 olan, platin benzeri bir metal. 1803 senesinde işlenmemiş platini saflaştırmaya çalışırken, Wollaston tarafından bulunmuştur. Platin cevherleriyle berâber bulunur. Umûmiyetle altın ve gümüşle alaşımlar hâlinde çıkarılır. En çok Brezilya’da vardır. Kırılgan fakat işlenebilir beyaz bir metaldir. Özgül ağırlığı 11,50 olup, platin serisi metallerin içinde erime noktası en düşük olanıdır (1552°C). Kaynama noktası ise 2500°C dir. ...
Atom numarası: 46
Simge: Pd
Kütle numarası: 106.4
Kaynama Noktası (C): 3980
Erime Noktası (C): 1552
Yoğunluk: 12
Buharlaşma Isısı: 90
Kaynaşma (Füzyon) Isısı: 4
Elektriksel iletkenlik: 0.093
Isıl iletkenlik: .17
Özgül Isı Kapasitesi: 0.058
Atom ağırlığı 106,20,
bkz. Atom
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
atom numarası 46 olan,
Atom numarası: Bir atomda bulunan proton sayısı, elementi tanımlar ve atom numarası olarak adlandırılır. Atomda bulunan proton sayısı aynı zamanda, elementin kimyasal karakteri hakkında da bilgi verir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
platin benzeri bir metal. 1803 senesinde işlenmemiş platini saflaştırmaya çalışırken, Wollaston tarafından bulunmuştur. Platin cevherleriyle beraber bulunur. Umûmiyetle altın ve gümüşle alaşımlar hâlinde çıkarılır. En çok Brezilya’da vardır. Kırılgan fakat işlenebilir beyaz bir metaldir. Özgül ağırlığı 11,50 olup, platin serisi metallerin içinde erime noktası en düşük olanıdır (1552°C). Kaynama noktası ise 2500°C dir. Atmosferdeki
Platin yumuşak, işlenebilir, gümüş renkli (gümüş beyazı) metalik bir element.
Keşfi: Platin, 1735’te Kolombiya’daki altın madeni yataklarında İspanyol ilim adamı Antonio de Ulloa tarafından keşfedildi. On sekizinci asrın ortalarında Avrupalı ilim adamlarının dikkatini çekti ve 1803’te İngiliz kimyacı William Wollaston tarafından ilk olarak saf platin elde edildi.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
oksijen ve su buharının palladyuma etkisi olmaz.
Elementler içinde çok bol bulunanı olduğu hâlde, eski kimyâcıların gözünden kaçan renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz. İlk defâ 1774 yılında J.Priestley tarafından, cıva oksidin ısıtılması ile elde edildi. 1781’de Lavoisier, oksijenin, havada bulunan ve yanmayı hâsıl eden bir madde olduğunu bildirdi. Bu maddeye, asit yapısı anlamına gelen oxygenıum ismini verdi. Çünkü Lavoisier, bütün asitlerin oksijen ihtivâ ettiğini sanıyordu.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Nitrik asit,
hidroklorik asit ve sülfürik aside karşı dayanıklı değildir. Palladyumun en büyük özelliği, sünger gibi gözenekli olarak hazırlandığında iyi bir gaz absorbe edici (emici) olmasıdır. Yeni hazırlanmış böyle bir palladyum, oda sıcaklığında kendi hacminin 350 katı kadar hidrojeni bünyesinde tutar. Eğer palladyum 100°C’ye kadar ısıtılırsa absorblanan hidrojen miktarı oda sıcaklığındakinin iki misli olur. Uygun şartlarda absorbladığı hidrojen, kendi hacminin 900 misli olabilmektedir. Palladyum -2- oksit (PdO) ve palladyum -4- oksit (PdO2) şeklinde oksijenle yaptığı iki bileşiği vardır. Palladus oksitten elde edilen palladus tuzu bilinen mühim bileşiğidir.
Palladyum, atmosfer şartlarına dayanıklılığı sebebiyle birçok laboratuvar âletinin yapımında platin yerine, mücevherat îmâlinde ve dişçilikte kullanılır. Kanada’nın Sudbury nikel cevher ocaklarından bol miktarda çıkarılmaktadır. Altınla yaptığı alaşım, “beyaz altın” olarak kuyumcular tarafından kullanılmaktadır. Palladyum, kimyâsal reaksiyonlarda katalizör olarak da kullanılır.
Lütfen dikkat: Bu sayfada kırmızı ile linklenen ve iki çizgi ile altı çizilen linkler reklamdır. Bu linklere tıklanıldığında başka bir siteye yönlenirsiniz.