![]() |
Artistiğin başlangıcı, ilkel insan toplumlarına kadar uzanmaktadır. İlkel insanlar, çeşitli sebeplerle, bu arada daha çok dinsel sebeplerle, çeşitli mimik hareketler ve taklitler yapmaya... ...Sinema, Sinema, film üstüne saptanmış görüntülerin ya da çizilmiş desenlerin ışıkla bir perdeye art arda düşürülerek hareketli görüntüler elde edilmesi temeline dayanan sanat dalı. Sinema, herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işidir. tiyatro, ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Tiyatro, çeşitli tiyatro gösterilerinin izleyici önünde oynandığı yere denir. Tiyatro sözcüğü Yunanca’da “seyirlik yeri” anlamına gelen teatron’dan türetilmiş, dilimize İtalyanca’daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Tiyatro, hayatta gelip geçmiş veya olabilecek ya da tümüyle imgesel olayların belli yerlerde, yetenekli kişilerce (artistlerce) seyirciler önünde canlandırılması sanatıdır. İçinde bu sanatın gösterildiği yapıya tiyatro, burada temsil edilmek üzere hazırlanmış yazıy televizyon gibi temsil kollarında çalışanların (bunlara artist denir) yaptıkları işe verilen ad. ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Artistiğin başlangıcı, ilkel insan toplumlarına kadar uzanmaktadır. İlkel insanlar, çeşitli sebeplerle, bu arada daha çok dinsel sebeplerle, çeşitli mimik hareketler ve taklitler yapmaya önem vermişler, toplu oyunlarında, bu sanatı geliştirmişlerdir. Fakat, özellikle eski Yunanistan'da, artistlik asıl sanat değerini kazanmıştır. Görüntünün ve görüntüyle alakalı seslerin aynı anda elektromanyetik dalgalar halinde yayılması prensibine dayanan en mükemmel haberleşme sistemlerinden biri. Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine çevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyallerin tekrar ışık enerjisine çevrilmesidir. Mitoloji efsanelerini canlandırmayı esas alan bu oyunlarda, hayatın doğuşu, mevsimler, ya da başka olaylar, değişik hareketler ve canlı tablolarla gösterildi. Sonraları, gerçek Yunan tiyatrosunun kurulmağa başlaması ve kurulması ile artistlik, bir sanat kolu olarak başarılı adımlar atmıştır. ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Mitoloji, belirli bir uygarlığa ya da dinsel geleneğe özgü inançları, uygulamaları, kurumları ya da doğa olaylarını açıklamak amacıyla görünüşte gerçekten yaşanmış olayları aktaran, ama özellikle ayin ve törenlerle bağlantılı, çoğunlukla kökeni bilinmeyen ve en azından kısmen geleneğe dayanan söylenceler toplamına verilen genel isimdir. Ortaçağ boyunca ise, artisliğin, tiyatro sanatı gibi gerilediğini görürüz. Koyu din baskısı altında geçen Orta Çağ, artistlik sanatını bir toplum sanatı olarak kabul etmemiştir. Ancak, zamanla, Isa ile ilgili ve dinsel konularla ilgili çeşitli olaylar kiliselerde halka canlı olarak gösterilmeğe başlandı. Çeşitli panayır yerlerinde kurulan tuluat tiyatroları da, artistliğin gelişmesi için, önemli bir hizmet gördü. ...Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Fakat, Yeni Çağ'ın başlarında, Rönesans hareketinin başlaması ile, bütün güzel sanatlarda olduğu gibi, tiyatro sanatında da gelişmeler görüldü. Eski Yunan tiyatrosu gelenekleri, yeniden ortaya çıktı. Böylece klâsik tiyatronun temelleri kurularak, artistlik bir sanat kolu olarak değerini bulmuş oldu. Çeşitli tiyatro yazarlarının meydana getirdikleri sahne eserleri, tiyatro tarihinde yer edecek büyüklükte artistlerin yetişmesine, artistliğin büyük ve önemli bir sanat kolu olarak belirmesine hizmet etti. Fakat artistlik, asıl, sinemanın icat edilmesi ile büyük bir önem kazanmış oldu. XX. yüzyılın başlarında gelişmeğe başlayan sinema, büyük de olsa, çeşitli tiyatro topluluklarından daha geniş çapta işler gördü, büyük beyaz perde sanatkârlarının yetişmesi böylece mümkün olabildi. Gerek tiyatro alanında olsun, gerekse sinema ve televizyon alanlarında olsun, yetişmiş büyük sanatkârlar arasında şunları sayabiliriz: Sarah Bernhard, Charlie Chaplin, Greta Garbo, Clark Gable, Emil Jaminigs, Charles Laungh-ton, Marlon Brando, Katherine Hepbrun v.s. Türkiye'de artistlik, özellikle yirminci yüzyılın başlarında önem kazanmış. İstanbul'da kurulmuş olan çeşitli tiyatro toplulukları, Türkiye'de artistliğin yerleşmesi ve iyi artistlerin yetişmesi için büyük hizmetler görmüştür. Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra ise, kurulmuş olan Devlet Konservatuarı ve Devlet tiyatroları ile, büyük bir gelişme kazanılmıştır. |
|