...
Alegori, düz yazı yada şiir biçiminde yazılmış iki farklı anlamı olan uzun hikayelere denir.
Alegori'nin çeşitli şekillerine her edebiyat türünde rastlanır. Bazen ahlâki ve manevi varlıkları kişileştirmede kullanılır: Kutadgu Bilig'de adalet, saadet, akıl ve kanaat gibi kavramlar şahıslarla sembolleştirilmiş; Yunus Emre Risalet-ün-Nushiye (Nasihate Dair Kitapçık) adlı mesnevisinde akıl ve ihtirasları insanlar gibi canlandırıp konuşturmuştur, İliada'daki «Yakarmalar», Aeneis'deki «Şöhret» gibi; bazen de soyut bir fikre bağlı bir istiare düzeni şeklinde görülür: Mlle de Scudery'nin Clelie adlı eserindeki «Aşk Haritası» gibi.
Alegorinin bir eserin bütünüyle mecazlar sistemine dayandığı da olur: Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk) mesnevisinde bütün canlı ve cansız varlıkların sembolleştirilmesi gibi.
Gerek doğu, gerek batı edebiyatlarında alegoriye geniş yer verilmiştir. Özellikle Ortaçağda (Gülün Romanı'nda Roman de la Rose, ahlâki dramlarda) ve XVI. yy.da (Rabelais'nin Dördüncü ve Beşinci Kitaplar'ında) sevilerek okunmuştur.
Modern edebiyatta ise, çoğu nesne veya sembole yakın bir şekildedir: Victor Hugo'nun Comtemplations'undaki Mors şiiri gibi ve Abdülhak Hamid'in Liberte adlı piyesi, Cenab Şahabeddin ve Tevfik Fikret'in bazı şiirleri gibi alegoriye, kutsal kitaplarda da rastlanır (msl. Apokalypsis'de). «Neşideler Neşidesi»ni ilâhiyatçılar, genellikle Tanrının kiliseye beslediği sevginin alegorisi olarak yorumlamışlardır.
Lütfen dikkat: Bu sayfada kırmızı ile linklenen ve iki çizgi ile altı çizilen linkler reklamdır. Bu linklere tıklanıldığında başka bir siteye yönlenirsiniz.