Urartu Devleti Doğu Anadolu'da yaşamış
ilkçağ ulusudur, en parlak döneminde (M.Ö. IX. yy.)
İlk Çağ
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Hazar Denizi'nden
Hazar Denizi Avrupa ve Asya Kıt’aları arasında dünyanın en büyük iç denizi. Eski adı Casprum veya Hyracnıum Mare’dir.
Hazar Denizinin güney kıyılarının bir kısmı İran’a aittir. Geri kalan kısmı Rusya Federasyonu, Türkistan, Kazakistan, azerbaycan toprakları içerisindedir. Uzunluğu 1200, genişliği 300 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur. Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçaldı. Bunun sonucu kapladığı ala
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Malatya'ya kadar uzanan alanda egemenlik sürüyordu. Başkenti Tuşpa (
Malatya Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan il, 37° 54’ ve 39° 03’ kuzey enlemleri ile 38° 45’ ve 39° 08’ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Elazığ; kuzeyden Erzincan ve Sivas; batıdan Kahramanmaraş; güneyden Adıyaman; güneydoğudan Diyarbakır illeri ile çevrilidir. Türkiye’nin en güzel kayısılarının yetiştiği, kayısı bahçesi olarak tanınan ildir. Trafik plaka numarası 44’tür.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Van) idi. Devletin kuzey sınırları
Van Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murad-Van bölümünde yer alan il. İl toprakları 42° 30’ doğu boylamlarıyla 37° 43’ ve 39° 26’ kuzey enlemleri arasında kalır. Kuzeyden Ağrı, batıdan Van Gölü ve Bitlis, güneyden Hakkari ve Şırnak, güneybatıdan Siirt illeriyle, doğudan ise İran sınırıyla çevrilidir. “Doğunun incisi” ismiyle anılan Van ilinde Türkiye’nin en büyük gölü bulunmaktadır. Trafik numarası 65’tir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Erzurum ve
Erzincan'a, güney sınırlarıysa
Musul ve
Halep'e kadar uzanıyordu. O yıllarda
Ön Asya'nın büyük devleti olan
Asur Devleti, Urartuların bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı.
Urartular M.Ö. 8. yüzyıla kadar Yakındoğu'nun en büyük devletlerinden biri olarak yaşadılar. Bu yüzyılın ortalarında
Kimmer ve
İskit akınlarıyla sarsılarak dağlık bölgelere sıkıştılar, İskit istilasından ve VII. yüzyılda Asur Devleti'nin ortadan kalkmasından sonra
Medlerin
Anadolu'yu ele geçirmeleri üzerine Urartu Devleti M.Ö. 600 yıllarında son buldu.
Urartu Uygarlığı
Bugüne kalan yazıtlardan anlaşıldığına göre Urartu kralları başkent
Tuşpa'da ve başka kentlerde kaleler, saraylar, su kanalları yaptırmışlardı. Ortaya çıkarılan eserler Urartu mimarisinin yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Urartuların yaptığı su tesisleri de ilgi çekicidir (kral Menua'nın yaptırdığı Menua ya da Şamranaltı Kanalı, Keşiş Gölü Barajı v. b.). Onlardan kalan madeni eşya ve kapkacak, taş, kemik ve seramik eserler sanat ve teknik bakımından ileri düzeydedir.
Urartu dili Ön Asya dilleri grubuna girer. Yazılarıysa iki çeşitti: çivi yazısı ve hiyeroglif.
Hiyeroglif yazısı yönetim ve din işlerinde kullanılıyordu. Bazı bilginler bu yazıyı onların kendilerinin bulduğunu, bazılarıysa Girit veya Hitit yazılarından edindiklerini öne sürerler. Urartular
çivi yazısını
Asurlardan almışlar ve bunu değiştirerek sadeleştirmişlerdi. Taş üzerine yazılmış kral yazıtları, yıllıklar, askeri olaylardan söz eden belgeler, yapılar ve su tesisleriyle ilgili levhalar çivi yazısıyla yazılmıştır.
Arkeoloji
Urartular üzerinde arkeolojik araştırmalar 1879 yılında başladı. Van-Toprakkale bölgesindeki bu çalışmayı İngilizler sürdürüyordu. Sonra Ruslar, Almanlar, Amerikalılar bu çalışmalara katıldılar. 1938'de demiryolu yapımı sırasında Erzincan yöresindeki Altıntepe'de çok değerli Urartu eserleri bulundu ve
Ankara Müzesi'ne getirildi. Bu tarihten sonra konu Türk bilim adamlarının malı oldu. Bugün
Türkiye'deki Urartu araştırmaları yalnız Türk arkeologları tarafından yapılıyor: Altıntepe kazılarında Prof. Tahsin Özgüç, Adilcevaz kazılarında Prof. Emin Bilgiç, Toprakkale-Çavuştepe kazılarında Prof. Afif Erzen.
Urartular (ek bilgi)
Anadolu’daki eski kavimlerden. Doğu Anadolu’nun güney kısmında Van Gölü çevresinde yaşarlardı. Âri ırkına mensuptular. Lisanları bitişgen husûsiyete sahiptir. Fakat asılları ve bölgeye nereden geldikleri tespit edilememiştir.
Urartulardan ilk defa M.Ö. 13. yüzyıla ait Asurca kaynaklarda bahsedilir. Münasebetleri en fazla Asurlularla olmuştur. Önceleri küçük krallıklar halindeydiler. M.Ö. 10. yüzyılda, Tuşba (Van) merkez olmak üzere birlik haline geldiler. M.Ö. 9. yüzyılda gelişip hudutlarını genişlettiler. Hudutları, doğuda Hazar Denizinden batıda Malatya’ya kadar, kuzeyde Gökçe Gölü, Erzurum ve Erzincan’dan, güneyde Musul ve Haleb’e kadar uzanıyordu. Asurluların Akdeniz ile bağlantısını kestiler. Bölgenin en kuvvetli devleti haline geldiler. M.Ö. 8. yüzyılda önce Kimmerlerin sonra da İskitlerin saldırılarına uğradılar. Ülkenin dağlık kesimine çekildiler. Urartu toprakları İskitlerin işgaline uğradı. Asur Devletinin M.Ö. 612’de yıkılmasıyla Urartular, Medler’in taarruzlarına açık hale geldiler. Medler, Anadolu’yu işgale başlayınca, Urartu ülkesi tahribata uğradı. M.Ö. 7. yüzyılın sonunda Urartu Devleti yıkıldı. Urartu ülkesi Medlerin hakimiyetine geçti.
Urartular, çok tanrılı bozuk dinlere inanırlardı. Urartular lisanının, Hurri diliyle ortak husûsiyetleri vardı. Çivi ve hiyeroglif yazısı kullanırlardı. Daha çok taş üzerine yazılan kitabeleri olup, seramik, madeni ve diğer dayanıklı maddeler üzerine yazılı olanlara da rastlandı. Kitabeler; idari, askeri, dini ve iktisadi mahiyet taşımaktadır. Urartu bölgesinde arkeolojik kazılar, 19. yüzyıldan beri yapılmaktadır. Alman, Rus, Amerikalı arkeologların başlattıkları kazıları Türk ilim adamları devam ettirmektedir. Türkiye’de Altıntepe, Adilcevaz ve Van bölgesinde Toprakkale ve Çavuştepe’de kazı ve araştırmalar yapılmaktadır. Urartular’a ait eserler müzelerde muhafaza edilmektedir.
Ek bilgi kaynak: Rehber ansiklopedisi