Sitoplazma, yarı sıvı
matriks olup,
plazma zarı ile
bkz. Hücre zarı
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
nükleus arasını doldurur. Sitoplazmanın submikroskobik morfolojisi 1945 yılında Porter tarafından elektron mikroskobu ile yapılan çalışmalar sonunda aydınlatılmıştır. Bir canlıda saptanan her türlü canlılık olayları sitoplazma içerisinde geçer. Genellikle saydam ve
Nükleus Hücre çekirdeği veya nüvesi. Bu teşekkül, hücrenin ana elemanlarından biridir. Birçok canlı hücrede, sitoplazmaya nazaran ışığı kırma farkı dolayısıyla, donuk kenarlı, parlak bir leke veya keskin sınırlı parlak bir kesecik halinde görülür. Şekli, genellikle bulunduğu hücreye benzeme temayülündedir. Nükleus sayısı, kaide olarak her hücrede bir kabul edilir. Fakat insan vücudunda bazı iki nüveli hücreler de vardır. Leydig hücreleri, karaciğer hücreleri, mide bezlerinin asit salgalay
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
homojen bir kitle oluşturur.
İki kısma ayrılır:
Dış sitoplazma
Homojen tanımı, aynı veya birbirine yakın değerleri/nitelikleri içeren bir bütünlüğü tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu bütünlük (veya diğer bir deyişle "grup"), aynı/yakın değerlere sahip olup, çevresinden yoğunluk olarak farklılaşır ve bu sayede kolayca tanımlanabilmektedir. Grup, içinde yer alan nesne veya verilerin tamamının veya çoğunun benzer veya aynı olduğu durumlarda "homojen grup" olarak tanımlanır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Hücre zarını hemen altında yeralan kısımdır. Buna Ektoplazma da denir. Bu kısım yoğun ve
Hücre Zarı ya da Hücre Membranı, hücrenin dış kısmında bulunan, molekülleri özelliklerine göre hücre içine alan veya dışarı bırakan katmandır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
granülsüzdür. Dış sitoplazma kolloit yapısını belirgin olarak gösterir;
reversiblkolloit özelliğini daima korur; gel halinden sol haline ya da zıt yönde kolayca değişebilir.
İç sitoplazma
Daha sulu, fakat yoğunluğu sudan daha yüksektir. Bu canlı maddenin özünü
proteinler ve
Albüminli madde; organizmanın en önemli yapı taşı. Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak “en önemli” mânâsına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtivâ eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş hâlde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
su oluşturur. Ayrıca çeşitli
Su tadı olmayan saydam sıvı. Suyun adeta sihirli bir içecek olduğunu herkes biliyor. Sağlıklı ve güzel olmanın, ciltteki ve vücuttaki nemin korunmasının temel koşulu bol su içmek. Bir oksijen atomu ile iki hidrojen atomunun birleşmesinden meydana gelmiş, adi sıcaklıkta berrak, saydam ve kokusuz bir sıvı. Dünyanın % 71’ini, tabiatta bulunan canlıların yapısının büyük bir kısmını su meydana getirir. Yediğimiz gıdaların başlıca bileşenleri de sudur. Mesela, domatesin % 95’i, sütün % 87 ‘si v
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
enzimler,
lipitler,
karbonhidratlar ve
mineraller de vardır. Suyun bir kısmı bağımsız halde protein moleküllerinin arasını doldurmakta, az bir kısmı ise protein moleküllerine bağlanmış durumda bulunmaktadır.