Alman besteci ve yazar. 22 Mayýs 1813’te Leipzig’te doðdu ve 13 Þubat 1883’te Venedik’te öldü. Babasýný küçük yaþta kaybetti. On yaþýnda Yunan târihine çalýþtýrýldý ve Yunan trajedisini öðrendi. Daha sonra müziðe karþý ilgisi arttý. 1830’da hazýrladýðý uvertürü Leipzig Operasýnda sahneye konulduðu vakit daha 16 yaþýndaydý. Üniversite eðitimi sýrasýnda ünlü müzik öðretmeni Weinlig’ten ders aldý. Tamâmen kendisini müziðe vererek Magdeburg Orkestrasý Þefliðine tâyin edildi. ...
Richard Wagner (1813-1883) Alman besteci ve yazar. 22 Mayýs 1813’te
Leipzig’te doðdu ve 13 Þubat 1883’te
Resim:Leipzig-Hauptbahnhof-overview.jpg|right|thumb|350px|Leipzig Merkez Tren Ýstasyonu
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
Venedik’te öldü. Babasýný küçük yaþta kaybetti. On yaþýnda Yunan tarihine çalýþtýrýldý ve Yunan trajedisini öðrendi. Daha sonra müziðe karþý ilgisi arttý. 1830’da hazýrladýðý uvertürü Leipzig Operasýnda sahneye konulduðu vakit daha 16 yaþýndaydý. Üniversite eðitimi sýrasýnda ünlü müzik öðretmeni Weinlig’ten ders aldý. Tamamen kendisini müziðe vererek Magdeburg Orkestrasý Þefliðine tâyin edildi.
Romantik dönemin olgun çaðýnda opera dünyasýna egemen olan iki büyük isim vardýr: Verdi ve Wagner. Stilleri, yöntemleri, felsefeleri, konularý birbirine hiç benzemeyen bu iki dev bestecinin ulusal kültür birikimi de birbirinden farklýdýr. Ancak her ikisinin de buluþtuðu iki ortak nokta, müziðin derinliðindeki dramatik gerçeði arayýþ ve toplumsal dalgalanmayý müziklerine yansýtmalarýdýr.
Wagner’in yaratýcýlýðý ve fikirleri, sanat dünyasýna yeni bir kapý açmýþtýr. O güne dek hiçbir sanatçý Wagner kadar insanýn tutkularýný ve duygularýný alevlendirmeyi baþaramamýþtýr. Tarihte Ýsa'dan sonra hiç kimsenin yaþamý hakkýnda Wagner kadar yazýlýp çizilmediði ileri sürülür. Müziðine tapýnacak kadar tutkun olanlar da vardýr, dinlemeye dayanamayanlar da. Yahudi atalardan gelip, sonradan þiddetli bir Yahudi düþmaný da olmasý Wagner'in ilginç yönlerinden biridir.
Venedik, Kuzey Ýtalya'nýn doðusunda Adriyatik denizi kýyýlarýnda karaya 4 kilometre uzunluðunda kara ve demiryolu köprüsü ile baðlanan, yaklaþýk 118 adacýk üzerine kurulu bir ada þehirdir. Venedik'te adacýklarý birbirinden ayýran 170 kanal ve birbirine baðlayan 400 köprü bulunur.
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
Alman operasýnýn en büyük bestecisi ve 19. yüzyýlýn müzik tarihindeki dönüm noktasý olan Richard Wagner'in önemi, temel olarak üç noktada toplanabilir: 1) Alman operasýný en yüce noktaya getirmesi; 2) Müzikli dramlarý yaratmasý; 3) Özellikle olgunluk yapýtlarýndaki armonik deyiþle Romantik eðilimi doyuma ulaþtýrýp, Klasik anlamdaki tonalitenin sýnýrlarýný zorlamasý. Ayrýca Wagner’in 19. yüzyýl düþüncesi üstüne yazýlarý, yalnýz müzik deðil, edebiyat, tiyatro, politika ve ahlak üstüne görüþleri de besteciliði kadar etkin olmuþtur. Wagner için müziðin görevi, dramatik anlatýmýn sonuçlarýna hizmet etmektir. Bu nedenle en önemli besteleri, sahne yapýtlarýdýr. Operayý da, içinde tüm sanat dallarýný barýndýran sanat olarak tanýmlamýþtýr.
Yaþamý
22 Mayýs 1813'te Leipzig'de, dokuz kardeþin sonuncusu olarak dünyaya gelen Richard Wagner, daha doðumu ile bazý sorularý birlikte getirmiþtir. Asýl babasý doðumundan 6 ay sonra ölen, polis örgütünde sicil memuru Friedrich Wagner midir, yoksa annesi Johanna'nýn çok yakýn arkadaþý ve Friedrich'in ölümünden hemen sonra evlendiði þair, ressam ve aktör, Ludwig Geyer midir? Richard Wagner, çocukluðunda müzikten çok, tiyatro ve edebiyata ilgi duyar. Ailesi Dresden'e taþýnýnca bir kilise okuluna devam eder; 1821'de Geyer'in ölümünden sonra ailesi 1827'de Leipzig'e döner. Richard Wagner, Leipzig'de, yüz yýl önce J. S. Bach'ýn çalýþtýðý St. Thomas Kilisesi'nin okuluna girer.
Wagner, tiyatroya tutkusu sonucu 1828'de, Shakespeare ve Goethe'nin etkisindeki Leubald ve Adelaide adlý bir tragedya yazar. Bu arada Weber'in Freischütz operasýyla Beethoven'in senfonileri ve Egmont Uvertürü'nden etkilenerek besteciliðe karar verir ve kendi kendine kompozisyon yapmanýn kurallarýný öðrenmeye koyulur. Richard Wagner'in tek ciddi müzik eðitimi, Leipzig kantoru C. T. Weinlig ile altý ay kadar yaptýðý çalýþmadýr. 1831'de, on sekiz yaþýnda Leipzig Üniversitesi'ne öðrenci olur. Bu dönemi, düzenli bir öðrencilik yaþamýndan çok serkeþlik yýllarýdýr. Siyasal eylemlere katýlýr, polisle çatýþmaya girer. Yirmi yaþýný bitirdiðinde bütün bu coþkulu eylemleri býrakarak Würzburg þehir tiyatrosunun þefliðini üstlenir.
1830'larda küçük tiyatro kumpanyalarýnda orkestra þefliði yapar. 1832'de bir senfonisi Prag ve Leipzig'de çalýnýr. Ýlgiyle karþýlandýðý halde bu onun son çalgý müziði çalýþmasýdýr. 1833'te ilk operasýný tamamlar: Periler. Bu opera ancak bestecinin ölümünden sonra sahnelenmiþtir. 1834'te Magdeburg Tiyatro Orkestrasýnýn müzik direktörü olur. Ýlk kez seslendirilen operasý Aþk Yasaðý (Das Liebesver-bot) 1836'da Magdeburg'da sahneye konur. Tiyatro, ikinci temsili söz verdiði halde gerçekleþtirmez. Bu arada topluluðun aktrisi Minna Planer'a aþýk olur, peþinden Königsberg'e gider ve iki yýl içinde onunla evlenir. Bu evlilik pek baþarýlý yürümez, zira Minna birkaç ay içinde Wagner'i býrakýp baþkasýna kaçar.
1837'nin yazýnda Wagner Baltýk kýyýlarýnda Riga'ya orkestra þefi olur. Minna bu sýrada ona geri döner. Bu arada uzun süredir tasarladýðý Rienzi'yi Büyük Opera geleneðinde bestelemeye baþlamýþtýr. Karý koca borç içindedirler. Alacaklýlardan kaçmak üzere fýrtýnalý bir yolculukla 1839'da Norveç kýyýlarýndan Ýngiltere'ye, oradan da Paris'e giderler.
Wagner, 1839-42 arasýndaki Paris yýllarým, anýlarýnda "açlýk yýllarým" sözleriyle nitelemiþtir. Paris'te Meyerbeer ile dostluk kurar ve Berlioz'un müziðinden etkilenir. Bu sýrada Rienzi'yi tamamlamýþ, Faust Uvertürü'nü yazmakta ve Heine'den esinlendiði Uçan Hollandalý'nýn libretto taslaklarýný hazýrlamaktadýr. Bu libretto tamamlandýðýnda Paris Operasý'na götürür, bir baþka bestecinin müziklemesi koþulu ile metin kabul edilir; oysa Wagner, kendi besteleyeceði günü beklemeyi yeð tutar.
Meyerbeer, Wagner'i etkin kiþilerle tanýþtýrýr. Ancak Wagner'in onun öðüdüne uyup yazdýðý salon müzikleri, hiç ilgi görmez. O da gazetecilik yapmaya baþlar. Bir iki yýl içinde karý koca öylesine yoksul kalýrlar ki Wagner borçlarý yüzünden ara sýra tutuklanmak durumuna bile düþer. 1841'de Kristof Kolomb baþlýklý uvertürü seslendirilir. Yine Meyerbeer'in aracýlýðý ile 1842'de Dresden Operasý, Rienzi'yi kabul eder.
1843'te, bir yýl içinde Uçan Hollan-dalý'yý besteleyip ortaya çýkarmasý yaþamýnýn dönüm noktasý olur. Böylece piyasa deðeri yükselen besteci, Dresden'deki Saksonya Sarayý'na iyi bir ücretle orkestra þefi olur. Bu güvenli ortamda, opera alanýna yenilikler getiren Tannhauser ve Lohengrin operalarým yazar. Dresden'de devrimci akýma katýlmasý, tiyatroya yeni düzen getirme çalýþmalarý ve atak davranýþlarý yüzünden tutuklanmak üzere aranmaktadýr. Tehlikeden kurtulmak için, önce Weimar'a sýðýnýr, Liszt'in yardýmýný ister; kýsacýk bir süre içinde Liszt ile müzikte, özellikle operada yenilik ilkeleri üstüne anlaþýrlar. Sonra da Ýsviçre'ye kaçar. Almanya, Wagner'e tam on bir yýl yasaklanmýþtýr ve 1849'dan baþlayarak artýk sürgün yaþamý sürdürecektir.
1848, Avrupa'nýn devrimler yýlýdýr. Wagner'in sürgün yaþamý ise sanatsal yaratýcýlýðýna yeni bir dönem getirir. Zürih yýllarýnda müzik polemikleri üstüne yazýlarý yayýnlanýr; bu arada Niebelung'un Yüzüðü (Der Ring des Nibelungen) dizilerini bestelemeye koyulur. Bir ara Paris'e gider ve orada daha önce Dresden'den tanýdýðý bir kadýna âþýk olur. Bu sýralarda, Liszt, Weimar'da Lohengrin'in prömiyerini yapar.
Wagner, bu temsilde bulunamamýþtýr. Yapýtýnýn gördüðü ilgi üzerine Liszt'in Wagner'i tanýtmak amacýyla yaptýðý açýklamalar ve yazdýðý yazýlarla Weimar, onun reformcu sanat anlayýþýnýn merkezi durumuna gelir. Böylece yüreklenen Wagner, yeni opera biçimlerini ve müzikli tiyatro kavramýný irdelemeye baþlar. Kendini opera sanatýnýn doðasý üstüne incelemeler yapmaya adar.
1849'da Sanat ve Ýhtilal; 1850'de Geleceðin Sanatý; l851'de Opera ve Dram baþlýklý kitaplarýný yazar. Ayrýca Mendelssohn ve Meyerbeer'e saldýrdýðý, takma adla yayýnlanan Müzikte Yahudilik adlý kitap da ayný yýl ortaya çýkar. Artýk siyasal konularla ilgilenmeyi býrakmýþ, Feuerbach'ýn etkisindeki felsefi düþüncelere dalmýþtýr. Bir süre de Hýristiyanlýða karþý bir tutum benimser.
Wagner'in bu yýllarda (1849-1859) Zürih'in müzik yaþamýnda etkin bir rolü vardýr. Ancak daha önemlisi, yepyeni ve büyük bir kavramýn peþinde olmasýdýr: Bu yeni kavram, mitolojik konulu bir opera yazma fikrinden kaynaklanýr. Siegfried'in kahramanlýk öykülerini konu alýr. Önce ölümünü sonra gençliðini iþlemeye koyulur Siegfried'ýn. Sonuçta Tanrýlarýn Sonu (Götterdammerung) ve Siegfried ortaya çýkar. Ardýndan öykünün daha öncesini ele alan Dic Walküre ve onu izleyen Ren Altýný (Das Rheingold)'ný yazar.
Bütün bu operalar için önce düzyazýda bir taslak hazýrlar, sonra nazým þekline ya da libretto'ya dönüþtürür. Sonra da opera metnini ters yönde iþleyerek bütünler. Oysa müziði besteleme yöntemi, baþtan sona ileriye doðrudur. Wagner'in bu yöntem içinde ayrýntýlarý iþlemesi uzun zaman almýþtýr. Örneðin: Ren Altýný'nýn ilk bölümü ile Tanrýlarýn Somonun son bölümü arasýna yirmi yýllýk bir zaman dilimi girer. (Bu dört yapýt, Nibelung'un Yüzüðü dizisi adý altýnda tamamlanmýþtýr.) Tristan ve Isolde ile Nürnberg'in Usta Þarkýcýlarý da bu Ýsviçre yýllarýnýn ürünüdür.
Wagner Tristan'ý, o sýralarda Ýsviçreli iþverenlerinden bir ipek tüccarýnýn karýsý ile yaþadýðý aþk macerasýnýn etkisinde yazmýþtýr. Yüzük (Der Ring des Nibehýn-gen) dizisini çok uzun bulan yayýncýlar ona daha kýsa operalar bestelemesini önermektedirler. Böylece gerek Tristan gerekse Usta Þarkýcýlar, dizinin akýþýný kesen, araya giren kýsa operalar olurlar. Bu kýsa operalarý bir an Önce yazýp sahnelemesinin baþlýca nedeni, her zamanki gibi borçlarýný ödeyebilmek için, para gereksinimi olmasýdýr.
1850'li yýllarý Ýsviçre'de geçirdikten sonra, 1859'da yine Paris'e yerleþir. 1860'da Minna, Wagner'i terk eder. Wagner ise Liszt'in þef Hans von Bülow ile evli olan kýzý Cosima'ya âþýk olur. Ayný yýl, Tannhauser'i Fransýz zevkine göre deðiþtirmekle uðraþýr. Yapýtýn yeni versiyonu 1861'de sahnelendiðinde büyük bir politik tartýþma patlak verir. Almanya'ya yeniden girmesini gündeme getiren bir olaydýr bu. 1862'de Minna ile Wagner resmen ayrýlýrlar. Wagner 1859-60 yýllarýnda Londra, Viyana ve Rusya'da konserler yönetmek üzere birçok geziye çýkmýþtýr. Bu arada genel aftan yararlanarak Almanya'ya döner.
Bu sýralarda Bavyera sarayýnýn eþcinsel olarak tanýnan on sekiz yaþýndaki, eksantrik kralý II. Ludwig, Wagner'i Münih'e çaðýrýr. Bestecinin yapýtlarýna ve kuramlarýna hayrandýr. Ona tüm borçlarýndan arýndýrýp belli bir gelir ve huzurlu bir ortam saðlayacaðýna söz verir. 1864 yýlýnýn yazýnda Wagner Münih'e taþýnýr. Bundan böyle yirmi yýl kadar Ludwig'in Wagner'e desteði sürecektir. Tüm olgun yapýtlarýnýn temsil edilmesine ve bestecinin düþündeki operaevinin yapýlmasýna olanak yaratýr.
Ancak Bavyeralý politikacýlar Wagner'in saraydaki bu etkinliðinden kaygý duyarlar. Ayrýca Bavyera parasý ile Bayreuth'ta bir de opera binasý inþa etmektedir. Bu arada Cosima ile olan iliþkisi büyük bir skandala yol açar. Hans von Bülow da Wagner'in ricasý üzerine Ludwig tarafýndan saray müzisyeni yapýlmýþtýr. Ertesi yýlýn nisan ayýnda Bülow Tristan ve Isolde'nin ilk temsilini yönettiði gün Cosima ve Wagner'in ilk kýzlarý dünyaya gelir, adýný Isolde koyarlar. Vaftiz töreninde Wagner, vaftiz babasý olarak yer alýr, böylece çevreye ve Ludwig'e karþý söylentileri önlemeye çalýþýr. Yýl sonunda Ludwig, çalkantýlara dayanamayarak Wagner'den Münih'i terk etmesini ister.
Wagner ve Cosima, 1866'da, Lucern gölünün kýyýsýndaki Tribschen'e taþýnýrlar ve iki yýl içinde evlenirler, Ýsviçre'deki dönemde Wagner'in politik ve felsefi görüþleri yine deðiþime uðrar. Hükümet ve Din, Alman Sanatý ve Alman Politikasý, Sanat ve Din gibi kitaplarý yayýnlanýr. 1868'de Usta Þarkýcýlar'ýn Münih'teki prömiyerinde Wagner, Ludwig ile ayný locada oturarak temsili izler. Wagner, artýk Alman ulusçuluðunun ateþli bir savunucusu olmuþtur. "Çeþitli ýrklar arasýnda en katýksýz kalaný Germen ýrkýdýr...Kurtuluþ ancak sanatýn kýlavuzluðunda gerçekleþir... Sanat yapýtý, dinin canlý bir simgesidir" þeklindeki görüþleri benimser.
1872'ye dek Tribschen'de yaþarlar. Bu arada Cosima, Wagner'e iki çocuk daha doðurur ve kendini kocasýna adar: Biyografisini kaleme alýr, günce tutar, onun tüm gereksinimlerini yerine getirir. Besteci, ilk oðlu doðduðunda Siegfried Idyll baþlýklý bir senfonik yapýt besteler. Bu sýralarda yüzük dizisinin üçüncü operasýný tamamlar. Ýlk ikisi 1869 ve 70 yýllarýnda Münih'te sahnelenmiþtir. 1872'de dördüncüsünün, Tanrýlarýn Sonu'nun taslaklarý hazýrdýr. 1874'te Bayreuth operaevinin inþaatý ile uðraþýr. 1876'da Ludwig'in yardýmýyla Bayreuth'taki festival tiyatrosu ve bugün halen Wagner ailesinin yaþamakta olduðu villa tamamlanýr. Ayný yýl tüm Yüzük dizisinin ilk temsili Bayreuth'ta yapýlýr. Bayreuth hemen, Wagner'in yapýtlarýný ve felsefesini tanýtan bir merkez haline gelir.
1882 yýlýnda son operasý Parsifal'in Bayreuth'taki prömiyerinden sonra Richard Wagner, ailesiyle birlikte kýþý geçirmek üzere gittiði Venedik'te 13 Þubat 1883 günü bir kalp krizi sonucu ölür.
WAGNER'ÝN YENÝLÝKLERÝ VE ETKÝSÝ
Wagner, 19. yüzyýlda yalnýz Alman müziðinin deðil, tüm düþünce ve sanat dünyasýnýn en önemli ismidir. Örneðin: þiir sanatýnda da müzikte olduðu gibi üst düzey bir yeri vardýr. Tüm operalarýnýn manzum libretto'lanm kendisi yazmýþtýr. Müzik tarihindeki diðer bestecilere göre Wagner'in müzik eðitimi standardýn altýndadýr. Ancak zamanýnýn bestecilerini ve stillerini büyük bir açýk yüreklilikle taklit etme yeteneði de her bestecinin sahip olamadýðý bir hünerdir.
Beethoven'in temel tavýrlarý ve orkestra sonoritesi ilk çalgýsal yapýtlarýnda, örneðin: 1832'de yazdýðý Do Majör Senfoni'sinde yansýr. Operaya baþladýðýnda Alman Romantiklerinden Weber'in, Ýtalyan stilinden Rossini ve Bellini'nin, Büyük Opera'yý denerken ise Meyerbeer ve Spontini'nin etkisindedir. Ezgi yapýsýnda Schubert'in lied'leri, Schumann'ýn fantezileri ve Liszt'in senfonik þiirlerinin iþleniþi vardýr. Uçan Hollandalý, Tannhauser ve Lohengrin ile artýk kendi stili yerleþmeye baþlamýþtýr.
Daha sonraki operalarýnda masalsý ve mitolojik kaynaklarý kullanmasý, arya ve reçitatif arasýndaki karþýtlýðý azaltmasý, yaklaþmakta olan Wagner'e özgü drama türünün habercileridir. Sürekli müzik kavramý da ilk kez Wagner operalarýnda zengince ortaya çýkar. Senfonik orkestra, tüm üyeleri ile operanýn yanýnda yer alýr. Her sahnede ve perdede orkestranýn taþýdýðý motifler, temalar, su damlacýklarý gibi yapýtýn tümüne yayýlýr ve bütünlüðü saðlar.
1850'deki tezinde savunduðu "müzikli dramýn" öncü ilkeleri, doðalcýlýk (naturalism) ve dramatik gerçekçilik (realism)tir. Böylece Wagner, müzik, þiir, plastik sanatlar ve sahne sanatlarýnýn bir sentezini sunduðunu ileri sürerek, tüm sanatlarýn birleþtiði bu yeni türe Gesamtkunstýverk adýný vermektedir. Metin -ki Wagner her zaman libretto'sunu kendisi yazmýþtýr- yoðun, baðýmsýz ölçüde ve yaratýcý olmalýdýr. Dizi sonlarýndaki uyak, ayný zamanda müziðin uyumunu gözetmelidir. Vokal çizgideki açýk uçlu melodi, orkestra eþliði ile desteklenmelidir. Müzik, belli motiflerin yinelenmesi ile bir tümelliði korumalýdýr. Belli motifler, kimi karakterlerle, eþya, düþünce ya da olaylarla özdeþtir. Leitmotif adý alan bu etiketler, tanýtým, hatýrlatma motifleridir. Dinleyici belli bir karakter ile belli bir motifi operanýn sonuna dek özdeþ bilecek ve o karakterin yokluðunda dahi müziksel motifle karakteri çaðrýþtýracaktýr. Bir bakýma yönlendirici müzik motifleridir bunlar.
Wagner, operalarýnda topluca, grup halinde þarký söylenmesinden kaçýnýr. Bestecinin tüm kurallarý uyguladýðý müzikli dramý Nibelung'ýn Yüzüðü adlý dizisidir. Wagner yazarken operanýn metni de þekillenmiþtir. Daha sonraki çalýþmalarýnda bu tezlere baðýmlýlýðý azalýr. Örneðin: Tristan ve Isolde'de grup þarkýlarý yeniden canlanýr. Usta Þarkýcýlar'da mitolojik deðil, tarihsel bir konu seçilmiþtir. Yüzük dizisinin de son bölümlerinde, müziksel etkinlik uðruna doðallýk ilkesinden özveride bulunmuþtur.
Dramatik malzeme için mitolojik ve masalsý konulara eðilen Wagner, kalýcý simgesel deðerler peþindedir. Bu nedenle Weber ya da Heinrich Marschner (1795-1861) gibi Alman Romantik operasýnýn öncülerini izler. Her ikisi de doðaüstü güçleri konu alýp iþlemiþlerdir. Wagner'in kendine özgü kurgusunda her zaman bir düþüþün ardýndan bir yükseliþin öyküsü yer alýr (komik özellikteki Usta Þarkýcýlar dýþýnda). Her operasýnda bu temayý deðiþik þekillerde iþlese de hep erkeðin düþüþü, bir kadýn sevgisinin tutkulu gücü ile yükselmiþtir.
Wagner operalarýnda ölüm kavramý ölümden sonrasýnýn deðiþimine (transfiguration) bir adým olarak yüceltilir. Bir baþka Wagner konusu da toplumsal (ya da sanatsal) deðiþime baþkaldýrmanýn boþluðunu vurgular. Bir bakýma Schopenhauer'in dünyasal istekleri dizginleme felsefesinden etkilenen besteci, operalarýna eklediði yaþlý, bilge bir karaktere, kuþaklar arasý yenileþme sürecini anlattýrýr.
Bu tür temalarýn felsefi yönleri ile diyalog ve sahne aksiyonunun simgesel yönleri, çaðýmýzda Wagner operalarýnýn psikolojik analizlerine ve deneysel incelemelerine yol açmýþtýr.
Yaþamý süresince kendini hep bir karþý güç olarak tanýtan Wagner, çaðdaþlarý arasýnda Berlioz, Brahms ve Verdi'yi etkilemiþtir. Ancak hiçbiri onu tam olarak anlayamamýþtýr. Sonraki kuþak ise deðiþik tepkiler gösterir Wagner'e: Kimi onu izler, kimi deðiþik seçenekler arar, kimi de geleneksel kalýplar içinde onun yeniliklerini uygulamaya çalýþýr. En büyük etkisi, Tristan ve Isolde ile Parsifal operalarýyla olmuþtur. Aþýrý kromatizm kullanýmý, uyuþumsuz akorlann düzensiz çözümü, sürekli tonalite deðiþimi, Tristan'ý yeni müziðin öncüsü olarak belirler. Schönberg'in atonalite temellerinin ilk kez bu yapýtýn deðiþken tonalite iþlemesinden filizlendiði ileri sürülür. Debussy'nin öncülüðündeki izlenimciler de tonaliteyi zayýflatmak için yollar ararken, Wagner'in orkestra renklerini kullanýmýndan, zengin akorlarýndan ve büyük yapý içindeki parlak motiflerinden yararlanmýþlardýr.
Þiirde simgecilik akýmýnýn Wagner'in simgesel müzik motiflerinden (leitmotif) kaynaklandýðý ileri sürülür. Mallarme gibi þairler Wagner'in simgeleyici motiflerini þiirlerine aktarmýþlardýr. Mallarme'nin þiirlerini besteleyen Debussy gibi izlenimci besteciler de simgeciliði bu yolla yeniden müzikle buluþtururlar.
Kimi tutucular Wagner müziðini çok gürültülü, aþýrý kromatik ve rahatsýz edici olarak nitelemiþlerse de onun etkisinde kalmayan besteci adý saymak zordur. Yöntemlerini olduðu gibi kendi yapýtlarýnda uygulayanlarýn baþýnda Engelbert Humperdinck (1854-1921) gelir. Richard Strauss, kendi dramatik dili içinde Wagner'den etkilenmiþtir. Hugo Wolf, þarký anlayýþýnda, Anton Bruckner ise senfonik yapýda Wagner'in baþlýca izleyicileri olmuþlardýr.
Bugün hâlâ tutucu görüþler Wagner'in Musevi aleyhtarlýðýný ve Hitler'in simgesel olarak onu kullanmýþ olmasýný ileri sürerek, Ýsrail'de operalarýnýn sahnelenmesine karþý çýkmaktalar. Wagner, müziði ve kiþiliði ile ölümünden 112 yýl sonra bile tartýþmalara yol açmakta.
WAGNER'ÝN BAÞLICA OPERALARI
Rienzi, ingiliz devlet adamý ve þair Edward Bulwer-Lytton'ýn ayný adlý romanýndan kaynaklanan 5 perdelik trajik bir operadýr. Olay, 14. yüzyýl ortalarýnda Roma'da geçer. Bir halk kahramanýnýn yükseliþi ve düþüþünü anlatýr.
Uçan Hollandalý Wagner'in en kýsa, ayný zamanda çok yoðun iþlenmiþ operasýdýr. Bir deniz masalýndan esinlenen Heine'nin yapýtýna dayanýr. Doðaüstü, düþsel bir ortamda geçer. Wagner, Uçan Hollandah'nm Ýskoçya’daki özgün mekânýný Baltýk denizinde yaþadýðý fýrtýnayý da çaðrýþtýracak biçimde kendi yaþamýndan bir aný olarak Norveç ile özdeþleþtirir. Fýrtýnalý orkestra dokusunda Hollandalý'nýn fýrtýnasý kadar Wagner'in yaþadýðý fýrtýna da vardýr. Bir yanda Weber'in Freischütz operasýnýn hayaletler ortamý, öte yanda, bundan sonra sürdüreceði efsaneler konusunun habercisidir. Müzikteki tutkulu anlatým, Wagner'in yeni arayýþýdýr.
Tannhâuser ve Wartburg'da Þarkýcýlar Savaþý baþlýðýný taþýyan opera, iki ayrý efsaneden kaynaklanýr. Biri eski bir halk türküsü, diðeri de "Wartburg'da Þarkýcýlar Savaþý" adlý bir masaldýr. 13. yüzyýlda geçen operada ayný zamanda Alman gezgin ozanlarýnýn (minnesinger) da yer yer ortaya çýkmasý yapýta folklorik bir karakter verir. Operanýn kahramaný, ünlü bir halk ozaný olan Tannhâuser'dir. Wagner, ilk taslaklarý Venüs Daðý adýyla 1842'de hazýrlar. Ýlk temsilden sonra art arda deðiþiklikler yapar ve kendi yaþamýna benzettiði Tannhauser'in özellikle 3. perdesini, en son þeklini alana dek iyice deðiþtirir.
Lohengrin de ortaçaðda geçer. Wagner yine eski bir Alman masalýndan yola çýkar. Hemen tüm operalarýnda olduðu gibi yine bir kadýnýn aþký ve baðlýlýðý söz konusudur. Wagner, teknik açýdan bu operasýnda ilk kez süreklilik anlayýþýný uygulamaya baþlamýþtýr. Aryalarla kesilen akýþ, yumuþak geçiþlerle birbirine baðlanmakta ve müziðin sürekliliði ile tümellik saðlanmaktadýr.
Tristan ve Isolde, ünlü ortaçað þairi Gottfried von Strassburg'un ayný adý taþýyan destanýndan kaynaklanýr. Tristan þiiri 12. yüzyýldan bir gezgin ozana aittir. Bu operanýn uvertürü, yapýtýn tümünde etkin olan aþk motifini iþler. Sürekli bir týrmanýþ, aþkýn doruðuna ulaþmasý ve sonuna doðru sessizliðe gömülüþü duyurur. Bu uvertürdeki kromatizm ve sýkça tonalite deðiþimi bir sonraki kuþaðýn yenilikçi bestecilerine ýþýk tutmuþtur.
Nürnberg'li Usta Þarkýcýlar''in kaynaðý Alman yazar Wagenseil'in Nürenberger Chronik adlý gazetede "Usta Þarkýcýlarýn Ýçli Sanatlarýna Ait" baþlýklý bir yazýdýr. Üç perdelik bir operadýr. 16. yüzyýlýn ortalarýna doðru Nürnberg'de geçer.
Cüceler Kralý Nibelung'un Yüzüðü adlý operalar dizisinde dört ayrý yapýt yer alýr: Ren Altýný, Die Walküre, Siegfried ve Tanrýlarýn Sonu. Bestecinin kuzey mitolojisine dayalý bir festival oyunu olarak yazdýðý bu oyunlar, tetraloji olarak da anýlýrlar. Ren Altýný'ný giriþ bölümü olarak kabul edersek, diðer üçü trioloji olarak adlandýrýlýr. Bayreuth Festivali'nde dört gün art arda oynanmasý öngörülen bu operalar dizisinin geleneði halen sürdürülmektedir.
Parsifal, Wagner'in son operasýdýr. Üç perdelik bir festival oyunudur. Kaynaðý ortaçaðýn Alman halk ozaný Wolfram von Eschenbach'ýn Parzival adlý destanýdýr. Kutsal bir Hýristiyanlýk öyküsünü anlatýr. Wagner Parsifal'in ancak Bayreuth'da oynanmasýný, onun dýþýnda temsil edilmemesini öngörmüþtür. Ancak bugüne dek dünyanýn her yerinde sahnelenmesi kaçýnýlmaz olmuþtur.
Wagner, tüm operalarýnýn libretto'sunu kendisi yazdýðý gibi, her birinin sahnelenmesiyle, rejisi ile kendisi ilgilenmiþtir. Sahneleme çalýþmalarý sýrasýnda kendisini izleyenler bestecinin sahne bilgisine hayran kalmýþlardýr.
WAGNER'ÝN BAÞLICA YAPITLARI
Operalar: Periler (Die Feen) (1832-1834); Aþk Yasaðý (Das Liebesverbot) (1843-1835); Rienzi (1837-1840); Uçan Hollandalý (Der fliegende Hollânder) (1841); Tannhâuser (1842-45); Lohengrin (1846-48); Tristan ve Isolde (1857-9); Nürnberg'li Usta Þarkýcýlar (Die Meistersinger von Nürnberg) (1862-1867); Nibelungen'in Yüzüðü (Der Ring des Nibelungen): Ren Altýný (Das Rheingold) (1852-54); Die Walküre (1854-46); Siegfried (1856-71); Tanrýlarýn Sonu (Götterdâm-merung) (1870-1874); Parsifal (1877-1882).
Orkestra: Do Majör Senfoni (1832); Siegfried Idyll (1870); Re Minör Konser Uvertürü (1831); Do Majör Konser Uvertürü (1832); ChristopherColumbus Uvertürü (1835); Polonia Uvertürü (1837); Faust Uvertürü (1840,1855); Kral Marþý (Keisermarsch) (1871); Grosser Festmarsch (1876).
Koro: Das Liebesmahl de Apostles-orkestra eþliðinde erkekler korosu için (1843).
Piyano: Sonatlar ve Sözsüz þarkýlar.
Þarkýlar: Goethe'nin Faust'undan 7 þarký (1832); Çam Aðacý (Der Tannenbaum) (1838); Wesendonck Þarkýlarý (1857-8); Kinder-Katechismus (1873).
Kitaplar: Yaþam Öyküm (My Life) (1865-80); Alman Operasý (German Opera) (1851); Sanat ve Devrim (Art and Revolution) (1849); Müzikte Yahudilik (Judaism in Music) (1850); Opera ve Drama (1851); Geleceðin Müziði (The Music of the Future) (1860); Din ve Sanat (Religion and Art) (1880); Þeflik Üstüne (On Conducting) (1869).
Lütfen dikkat: Bu sayfada kýrmýzý ile linklenen ve iki çizgi ile altý çizilen linkler reklamdýr. Bu linklere týklanýldýðýnda baþka bir siteye yönlenirsiniz.