Kalsedon, kimyasal formülü SiO
2,
kuvars mineralinin
kriptokristalin çeşitlerinden biridir. Yağımsı bir parlaklığa sahiptir. Saf kalsedon çok ince tabakalar halinde dizilmiş çok ince
kuvars liflerinden oluşur. Saf kalsedonun rengi yarı şeffaf gri veya beyazdır. Grimsi mavi veya kahverengi gölgeli hatta siyahımsı olanları da vardır. Safsızlıklar sebebiyle şeritlerde farklı renk ve desenler olur. Bu renk ve desenlere göre ise kalsedonun farklı çeşitleri tanımlanır:
akik (kornelian),
oniks,
jasp ve
krizopras. Kalsedonun
özgül ağırlığı 2.59-2.61'dir.
Jeodlarda bulunan az sayıdaki minerallerdendir.
Etimolojisi
Hititlerden beri kalsedon taşı, anadoludaki yataklardan çıkartılıp kullanılmaktaydı.
Romalılar döneminde taşın bugünkü
İstanbul,
Kadıköy'deki limandan ihracat için sevkiyatı yapılmaya başlandı. O dönemlerde
Kadıköy küçük bir Antik Yunan kasabasıydı ve adı da ''Chalkedon'' idi. Kalsedon taşı adını bu küçük liman kasabasından almıştır.
Kültürel ve Tarihi Özellikleri
Eski kültürlerde kalsedonun ruhu ve inancı olumlu şekilde etkilediğine, uyku sorunlarını tedavi ettiğine inanılırdı. Bunun dışında her kalsedon çeşidine farklı bir tedavi edici güç ve önem atfedilmiştir.
Anadoludaki, bugünkü
Eskişehir, bölgesindeki kalsedon yataklarından binlerce yıldır taş çıkarılmaktadır. Kalsedon
Hitit ve
Urartu dönemleri boyunca buradan çıkarılan kalsedonu ihraç etmiştir. Daha sonra
Romalılar döneminde ise taşın ihracı çok yüksek seviyelere ulaşmıştır. Taş genelde mühür halkası, mücevher ve oymalarda kullanılırdı.