N ecip Fazil, hem Muhsin Ertugrul'un kendisi için gösterdigi fedakârliga karsi borcunu ödemek hem de ilk deneyimdeki bir nevi ‘sok'un ya da olumsuzlugun izlerini silmek, farkli bir söyleyisle tiyatrosunu kurtarmak için Bir Adam Yaratmak'i yazar.2 Eser yine Muhsin Ertugrul tarafindan sahnelenir ve uzun süre kapali gise oynar. Zaten oyundaki aktör Mansur, Muhsin Ertugrul'dur.
Ikinci oyunun, hem tiyatro/edebiyat çevrelerinden hem de izleyiciden gördügü büyük ilgi ve begeni Necip Fazil'i pes pese tiyatro yazmaya sevk edecektir. Ancak yazar, Bir Adam Yaratmak'ta yakaladigi basariyi sonraki eserlerinde gösteremez. Hemen bir yil sonra telif edilen Künye (1938) sahnelenmez bile. Bu arada, bir oyununun (Sir, 1946) tefrika edilirken yayiminin durdurulmasi yazarin keyfini ve yazma sevkini iyice kaçirmistir. Necip Fazil yaklasik on bes yil tiyatro yazmaya ara verir. Bu küskünlügü söyle izah eder: “Bu adami Muhsin Ertugrul seyrettikten sonra, tiyatroya temayül ettim. Eserlerimi kendisi oynamistir; bas eserlerimi... Bir Adam Yaratmak gibi, Tohum gibi... Sonra anlasamadik ayrildik. Tiyatro benim dindar tarafima tahammül edemedi. Bir nevi boykot oldu.” (Kisakürek: 1990, 166).
Bu kirginliktan sonra, Nâm-i Diger Parmaksiz Salih'in yayim tarihi olan 1949'dan Reis Bey'in kitap olarak nesrine kadar (1964), Necip Fazil'in tiyatrodan uzak durdugunu görmekteyiz.3 Her halükârda 1960'tan sonra Necip Fazil'in tiyatro yazarliginin ikinci dönemi baslar ve yazarimiz biri yarim kalan on eser telif eder. Reis Bey bu dönemin en dikkate deger oyunudur. Necip Fazil, ara veristen sonra yeniden tiyatro yazarligina dönüsünü söyle anlatir: “Kalemimi sahneye cezbeden, ismi gerekmez dedigim ihtiyar Türk aktörüyle aramdaki aykiriliklar, 1943'den 1960 yilina kadar tiyatro muharrirligime fasila verdiriyor ve 1960 yili hadiselerinden sonra girdigim zindan mikâpi, beni tiyatroda gördügüm esrarli mikâpin gökkusagi renkleriyle pirildayici dünyasina itiyor. Artik, rengi, dâvasi, gayesi, dostlari ve düsmanlari malum bir insan olarak, o aktör için degil, istikbâlin sanatkâri için yazmaya basliyorum.” (Kisakürek: 1990, 108).
Necip Fazil'in bugüne kadar, 14'ü kendi saglinda, biri ölümünden sonra olmak üzere 15 tiyatro eseri kitaplasti.4 Yazarin 1946'da yazmaya basladigi Sir ve 1960'da telif ettigi Kumandan isimli oyunlari yarim kalmistir5. Necip Fazil'in ilk 13 tiyatrosu 1976 yilinda Kültür Bakanligi tarafindan üç cilt hâlinde yayimlanir. Birinci ciltte, Bir Adam Yaratmak, Sabir Tasi, Ahsap Konak, Siyah Pelerinli Adam; ikinci ciltte, Yunus Emre, Kanli Sarik, Para, Mukaddes Emanet; üçüncü ciltte ise, Reis Bey, Parmaksiz Salih, Künye, Abdülhamid Han6, Tohum yer almistir. Yazarin sagliginda basilan bu külliyat, hem eserleri derli toplu sunmak hem de ciltlerde yer alan tiyatrolarin siralanisi bakimindan (Necip Fazil'in istegiyle yapildigini düsünerek) anilmaya deger. Ibrahim Ethem ve Püf Noktasi, bu tarihten sonra telif edildigi için anilan külliyat içinde yer almamistir.7
Bir Adam Yaratmak'i disarida tutmak kaydiyla, denebilir ki Necip Fazil'in bütün külliyati içinde, okurun iltifatina en az mazhar olani tiyatro kitaplaridir. Bunun nedeni olarak, yazarin tiyatrolarinin zayifligini degil, edebiyatimizda tiyatro yapiti okumanin yaygin bir aliskanlik hâline gelmeyisini düsünmek gerekir. Necip Fazil'in tiyatrolari içinde basyapit, süphesiz Bir Adam Yaratmak'tir. Eser, tüm özellikleriyle türünün iyi örnekleri arasinda sayilmaktadir. Konusunun özgünlügü, kurgusu ve anlatis teknigiyle/üslûbuyla yazarin en dikkate deger, en çok begenilen yapitlarindan biridir.
tümü için tıklayınız:
http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/sayi63/orta-karatas.htm