Þ iirde sonlarý uyaklý, iki dizeden oluþan, kendi içinde baðýmsýz bir yapýsý ve anlam bütünlüðü bulunan birimdir. Bir beytin her dizesi kendi içinde bir bütün olabildiði gibi, birinci dizedeki anlam ikinci dizede de sürebilir. Beyit uzun þiirlerde anlatým birimi olarak sýk kullanýlýr. Güçlü ve özlü söyleyiþlere uygun olduðu için baðýmsýz tek bir þiir olarak da yazýlabilir. Ya da baþka þiir biçimlerinin bir parçasý olarak da ele alýnabilir. Batý edebiyatýnda olduðu gibi Türk edebiyatýnda da yaygýn olarak kullanýlýr. Özellikle
divan edebiyatý beyit temeline dayalýdýr. Divan edebiyatýnda, bir beyitteki iki dize kendi içinde iki parçaya ayrýlýr. Birinci dizenin ilk parçasýna
sadr, son parçasýna aruz ya da
harb denir. Ýkinci dizenin ilk parçasý
ibtida, son parçasý
acz ya da
darb'dir. Sadr ile aruz, ibtida ile acz arasýnda kalan bölüm
haþv olarak isimlendirilir. Uyaklý bir beyite
"beyt-i musarra", uyaksýz olanlara
"ferd" ya da
"müfred" denir. Divanlarda müfred bölümleri
müfredat adýyla ayrý bir bölümde toplanýr. Uyaklý beyitlerin olduðu bölüme de
"metali" denir. Örnek beyit:
Biz bülbül-i muhrik-dem-i þevkâ-yý firaakýz
Âteþ kesilür geçse sabâ gül-þenimizden
Selimî (Padiþah 2’nci Selim)