Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel baþvuru ve bilgi sitesi
 Arama þekli:

Benedictus de Spinoza ( 24 Kasým, 1632 - 21 Þubat, 1677), tarihleri arasýnda yaþamýþ apnteist düþünür. Sinagogdaki büyükleri tarafýndan Baruch Spinoza olarak adlandýrýlmýþtýr. Yetiþdiði çevrede Bento de Spinoza yada Bento d'Espiñoza olarak bilinirdi. René Descartes ve Gottfried Wilhelm von Leibniz ile birlikte 17. yüzyýl felsefesinin en önemli realist filozofu olarak bilinir. ...

Benedictus de Spinoza ( 24 Kasým,
24 Kasým Gregorian Takvimine göre yýlýn 328. günüdür. Sonraki sene için 37 (Artýk yýllarda 38) gün var.
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
1632 -
1632 yýlý olaylarý, ölümler, doðumlar ve diðer önemli geliþmeler
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
21 Þubat,
21 Þubat Gregorian Takvimine göre yýlýn 52. günüdür. Sonraki sene için 313 gün var (Artýk yýllarda 314).
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
1677), tarihleri arasýnda yaþamýþ apnteist düþünür. Sinagogdaki büyükleri tarafýndan Baruch Spinoza olarak adlandýrýlmýþtýr. Yetiþdiði çevrede Bento de Spinoza yada Bento d'Espiñoza olarak bilinirdi.
1677 yýlý olaylarý, ölümler, doðumlar ve diðer önemli geliþmeler
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
René Descartes ve
René Descartes, 1591-1650 yýllarý arasýn­da yaþamýþ, modern felsefenin kurucusu olarak ün kazanmýþ Fransýz filozof. Temel eserleri: Regulae ad Directionem Ingenii Aklýn Ýdaresi Ýçin Kurallar, Principia Phi­losophiae Felsefenin Ýlkeleri, Discours de le Mathade Yöntem Üzerine Konuþma, Maditations Mataphysiques Metafizik Dü­þünceler
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
Gottfried Wilhelm von Leibniz ile birlikte
Gottfried Wilhelm von Leibniz (1 Temmuz, 1646'da Leipzig'de doðdu - 14 Kasým, 1716'da Hannover'da öldü). Alman felsefecisi, bilim adamý, matematikçi, diplomat ve kütüphaneci.
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
17. yüzyýl
17. yüzyýl olaylarý, ölümler, doðumlar ve diðer önemli geliþmeler
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
inin en önemli realist filozofu olarak bilinir.

Temel eserleri arasýnda Tractatus Theologico-Politicus Teolojik-Politik Deneme, Tractatus de Intellectus Emendatione Anla­ma Yetisinin Düzeltilmesi Üzerine, Ethica Ordine Geometrico demonstrata Geomet­rik Bir Tarzda Ýspatlanmýþ Etika adlý eserler bulunan Spinoza, dini baský ve engizisyon nedeniyle, Ýspanya’dan
En genel anlamda, düþünce ve teorileriyle baþta kendisi olmak üzere halkýnýn ve insanlýðýn ufkunu geniþletmiþ bir þeylerin yepyeni perspektiften görülmesini saðlamýþ kiþi. Biraz daha özel bir anlam içinde, hayata iyi yönleriyle bakan, hoþgörülü, güçlükleri tevekkülle karþýlayan kalender kimse.
...Detaylý bilgi için linke týklayýnýz.
Hollanda’ya kaçmýþ olan Yahudi bir ailenin çocuðudur. Daha 24 yaþýndayken, felsefi görüþlerinden dolayý, Yahudi camiasýndan aforoz edilen filozof, hayatýný optik araçlar yaparak, lens tamir ederek kazanmýþtýr.

Aldýðý Etkiler ve Yöntemi: O, kendi felse­fesini kurarken, en fazla Descartes’tan etkilenmiþtir. Descartes’ýn belli problemleri ve konularý ele alýþ tarzýndan, onun felsefenin, ereksel nedenleri deðil de, fail nedenleri ele almasý gerektiði tezinden, ideal yöntem ve terminoloji konusunda etkilenen Spinoza, modern felsefenin kurucusu Fransýz düþü­nüründen ayrýca Descartesçiliðin mantýksal sonuçlarýný çýkarsamak bakýmýndan da etki­lenmiþtir.

Yöntemi: Spinoza, 17. yüzyýl rasyonaliz­minin ikinci büyük düþünürü olarak, siste­mini kurup ifade ederken geometrik yönte­mi benimsemiþtir. Birtakým önermelerin, açýk seçik düþünceleri ifade eden tanýmlardan ve apaçýk aksiyomlardan tümdengelim yoluyla çýkarsanmasýndan meydana gelen geometrik yöntem, Spinoza’ya doðru felse­feyi geliþtirmenin tek gerçek ve yanýlmaz yolu olarak görünmüþtür. O, her tarýmýn açýk ve seçik bir düþünceden meydana gel­diðini ve her taným ya da açýk seçik düþün­cenin doðru olduðunu düþünmüþtür. Baþka bir deyiþle, akýl açýk ve seçik düþüncelerden hareket edip, bunlarýn mantýksal sonuçlarýný çýkartýrsa, asla yanlýþa düþmeyip, kendi do­ðasýna uygun bir tarzda iþlemiþ olur.

Spinoza’nýn yönteminin doðruluðuna iliþ­kin sarsýlmaz inancýnýn temelinde, onun açýk ve seçik düþüncelerden yapýlan tüm­dengelimsel çýkarýmýn dünyaya iliþkin ola­rak açýklayýcý bir görüþ saðladýðý inancý bu­lunmaktadýr. Bu inanç ya da bakýþ açýsýnýn temelinde ise, nedensel iliþkinin mantýksal içerme iliþkisine eþdeðer olduðu kabulü yer almaktadýr. Düþüncelerin düzeni ile neden­lerin düzeni bir ve aynýdýr. Buna göre, uygun bir taným ve aksiyomlar öbeðinden yapýlan mantýksal bir tümdengelim, metafi­ziksel bir tümdengelimle ayný olup, bize gerçekliðin bilgisini saðlar.

Metafiziði: Spinoza, bu baðlamda, Des­cartes’ýn ‘var olmak için kendisinden baþka hiçbir þeye ihtiyaç duymayan varlýk’ olarak töz tanýmýndan yola çýkýp, Tanrý’yla iþe baþ­lar. O burada, Tanrý düþünce düzeninde ilk varlýk olduðu için, ontolojik kanýtý kullan­mak durumunda kalýr. Ýþe Tanrý’yla baþlayýp, nedensellik iliþkisini mantýksal içerme iliþki­siyle özdeþleþtirerek, sonu þeylere geçiþ ise, evrenden olumsallýðý atmak anlamýna gelir. Baþka bir deyiþle, varolan her þeyin Tanrý’ya olan nedensel baðýmlýlýðý, mantýksal baðým­lýlýkla bir ve aynýysa eðer, maddi þeylerin dünyasýnda olumsallýða, insanýn dünyasýnda ise özgürlüðe yer kalmaz. Bundan dolayý, varlýk açýsýndan metafiziksel bir determiniz­mi benimseyen Spinoza, ahlâk alanýnda baðdaþabilirci bir tavýrla determinist bir etik görüþü benimsemiþtir.

O da, tüm diðer metafizikçiler gibi, varlýðý ya da dýþ dünyayý açýklama çabasýnda, çoklu­ðu birliðe indirgemeye çalýþmýþtýr. Buna göre, o sonlu þeylerin, maddi varlýklarýn va­roluþunu nihai ve en yüksek bir nedensel etmen aracýlýðýyla açýklamaya çalýþmýþtýr. Yani, Spinoza deneyimin sonsuz sayýda var­lýðýný kendisinin Tanrý ya da Doða adýný ver­diði biricik sonsuz töze baþvurarak açýkla­mýþtýr. Mantýksal içermeyle de nedensel iliþkiyi birleþtirdiði için, Spinoza sonlu var­lýklarý zorunlu olarak sonsuz tözden çýkan þeyler olarak tanýmlamýþtýr.

Spinoza’ya göre, bir þeyi bilebilmek için, onun nedenini bilmek gerekir; baþka bir de­yiþle, bir þeyi açýklamak demek, onun neden ya da nedenlerinden söz etmek demektir. Töz, bu çerçeve içinde, onda ‘kendinde ve kendisi aracýlýðýyla kavranan þey’ olarak ta­nýmlanmaktadýr. Kavramý baþka bir þeyin kavramýna baðlý olmayan, kendisinin dýþýn­daki bir nedenin sonucu olmayan, dolayýsýy­la kendi kendisinin nedeni olan, baþka hiç­bir þeye deðil de, salt kendisine baðýmlý olan bu varlýk, özü varoluþunu içeren söz konusu varlýk Tanrý’dýr. Varoluþ tözün özün­den ayrýlmaz olduðundan, töze iliþkin taným zorunlulukla varoluþu içerir. Ona göre, bir ve yalnýzca tek bir töz, sonsuz ve ezeli-­ebedi olan tek bir töz vardýr. Tek tözün, yani Tanrý’nýn özü her tür kusur ve eksiði dýþta býraktýðý ve mutlak yetkinliði içerdiði için, O’nun varoluþu, apaçýk, mutlak ve ke­sindir.

Tek töz olan Tanrý, sonsuz ya da sýnýrsýz­dýr. Zira sonlu ya da sýnýrlý olsa, baþka bir töz tarafýndan sýnýrlanacaktýr. Sonsuz töz, sonsuz sayýda ananiteliðe sahip olmalýdýr, çünkü Spinoza’ya göre, bir þey ne kadar çok anani­teliðe sahip olursa, onun gerçekliði o kadar fazla olacaktýr. Sonsuz tanrýsal töz bölüne­mez ve biricik varlýktýr.

Sonlu þeyler, deneyimin bir parçasý olan maddi varlýklar, ona göre, Tanrý’nýn, tek tözün tezahürleri, modifikasyonlarýdýr. Her ne kadar tek töz sonsuz sayýda ananiteliðe sahip olsa da, sonu zihinler olarak bizler, bunlardan yalnýzca iki tanesini bilebiliyoruz. Bu iki ananitelik de, düþünce ve yer kapla­madýr. Spinoza’nýn, Descartesýn tözsel ikici­liðinin niteliksel bir ikiciliðe dönüþtüðü sisteminde, sonu zihinler, Tanrý’nýn düþünce ananiteliði altýndaki tezahür ya da modifi­kasyonlarý, sonu cisimler ise, Tanrý’nýn yer kaplama ananiteliði altýndaki modifikasyon ya da görünümleridir. Doða, demek ki, onto­lojik olarak Tanrý’dan ayrý deðildir; ayrý olmamasýnýn nedeni ise, Tanrý’nýn sonsuz olup, kendisinde tüm gerçekliði içermesidir. Bununla birlikte, Spinoza, Tanrý’dan baþla­yan mantýksal tümdengelim sürecinde, son­suz tözden hemen ve doðrudan doðruya sonlu cisim ya da zihinlere geçmez. Bu ikisi arasýnda sonsuz ve ezeli-ebedi modüsler bu­lunmaktadýr.

Buna göre, sonsuz tözün düþünce ana nite­liði altýnda mantýksal bakýmdan önce gelen hali düþünce ve kavrayýþ, yer kaplama ana ni­teliði altýnda, mantýksal bakýmdan önce gelen hali ise, hareket ve sükunettir. Bu, Spi­noza için, Descartes’ta olduðu gibi, dünyaya hareket aktaran bir Tanrý’nýn, bir dýþ güç ya da nedenin olmadýðý anlamýna gelir. Tanrý doðaya aþkýn deðildir, dolayýsýyla hareket doðanýn kendisinin bir niteliðidir. Hareket ve sükunet yer kaplayan doðanýn temel özel­liðidir. Doðadaki toplam hareket, evrendeki toplam enerji miktarý sabit ve deðiþmezdir. Fiziki evren, hareket halindeki cisimlerin kendine yeter kapalý bir sistemidir.

Baþka bir deyiþle, Spinoza’nýn metafizi­ðine göre, kompleks ya da bileþik cisimler parçacýklardan meydana gelmiþtir. Her par­çacýk bireysel bir cisim olarak görülebilirse eðer, insanlarýn bedenleri ya da hayvanlarýn vücutlarý daha yüksek düzeyden bireylerdir. Onlar birtakým öðeler ya da parçacýklar yiti­rir ve bu anlamda deðiþirler. Spinoza’ya göre, daha da karmaþýk olan cisimler tasar­layabiliriz; bu þekilde sonsuzca ilerlemeye devam edecek olursak, bu takdirde parçala­rý, yani tüm cisimleri deðiþen bir birey ola­rak bütün bir doðaya ulaþýrýz. Bir bütün ola­rak bu birey, sonlu cisimlerden meydana gelen mekansal sistem olarak Doðadýr.

Doðadaki sonu varlýklarýn özleri varoluþ içermez. Onlarýn özleri varoluþu içerseydi, bu takdirde onlar kendi kendilerinin nedeni olurdu. Özleri varoluþu içermeyen bu olum­sal varlýklara Tanrý zorunlu olarak neden olur. Spinoza’ya göre, doðada mutlak bir zo­runluluk olup, buradaki varlýklar öz, varoluþ ve eylem bakýmýndan belirlenmiþlerdir. Tüm varlýklar, Tanrý’dan zorunlulukla ve belli bir düzen ve þartlanma içinde doðmuþlardýr. Öte yandan, doðadaki her nesne baþka bir nesnenin, her olay baþka bir olayýn zorunlu sonu­cudur. Evrende bütün nesneler sonsuz bir baðlantý içinde bulunurlar; burada rastlantýya yer yoktur. Maddi fenomenler yalnýzca maddi nedenlerle açýklanabilir. Evrende, Spi­noza’ya göre, rastlantý olmadýðý gibi, bir amaç da yoktur. Bu ise, her tür teleolojinin reddedildiði, mekanik bir sistemi ifade eder.

Epistemolojisi: Spinoza bilgi görüþünde, üç tür bilgiden söz etmiþtir. Bunlardan birin­cisi, insanýn bedeninin baþka cisimler tarafýn­dan etkilenmesinin sonucu olan duyumsal bilgidir. Bu bilgi duyulardan ya da imgeler­den türetilmiþ olan ide ya da fikirlere daya­nýr. Bunlar, baþka idelerden mantýksal tüm­dengelimle çýkarsanmamýþ olduðu için, zihin bu idelerden meydana geldiði sürece, pasif ve alýcý durumdadýr. Söz konusu duyumsal bilgi düzeyinde, insan baþka insanlarýn ve cisimlerin bilgisine sahip olmakla birlikte on­larý bireysel þeyler olarak bilir. Baþka bir de­yiþle, onlarýn özüne ya da doðasýna iliþkin upuygun bir bilgiye, bilimsel bilgiye sahip olamaz.

Ýkinci bilgi türü (cognitio secundi gene­ris), upuygun fikirlerden meydana gelen bi­limsel bilgidir. Spinoza bilginin bu düzeyine, daha önceki duyu ve imgelem düzeyinden farklý olarak akýl düzeyi adýný verir. Bilim adamlarýnda söz konusu olan bu bilgi türün­de, þeylere iliþkin gerçek bir kavrayýþ için, mantýksal bakýmdan gerekli olan ortak ide ya da fikirler gündeme gelir. Bunlar, matematik ve fiziðin ilkelerinin temelini meydana getir­mektedir. Bu ilkelerden mantýksal olarak tü­retilebilen sonuçlar da açýk ve seçik fikirlere karþýlýk geldiði için, gerçekliðe iliþkin siste­matik ve bilimsel bir bilgiyi mümkün kýlan bu ortak fikirlerdir. Bu ikinci bilgi türü zo­runlu olarak doðru olup genel önermelerden oluþan tümdengelimsel bir sistem içinde ifade edilir.

Spinoza’ya göre, birinci bilgi türünden bil­ginin ikinci düzeyine geçen kiþi, mantýksal bakýmdan baðlantýsýz olan izlenimlerle bula­nýk ide ya da fikirlerden, mantýksal olarak baðlantýlý olan açýk önermelere, upuygun fikirlere geçmiþ kiþidir. O, duyu algýsý ve im­gelemin somutluðu býrakýp matematik ve fi­zikle diðer bilimlerin soyut genelliðe yükselmiþ olan biridir. Fakat bu bilgi de Spi­noza’ya göre, en yüksek ve tam bir bilgi de­ðildir. En yüksek bilgi türü onun sezgisel bilgi (scientia intuitiva) adýný verdiði üçüncü bilgi türüdür. Burada, Doðanýn özsel, ezeli-­ebedi yapýsýný tanrýsal ananiteliklerden man­týksal olarak türetme, bir büyük sistemin son­suz töze baðýmlýlýðýný gösterme, bireysel var­lýklarý, yalýtlanmýþ fenomenler olarak deðil de, Tanrý’yla olan iliþkileri içinde deðerlen­dirme söz konusu olur.

Etik görüþü: Spinoza, etik anlayýþýnda, in­saný doðanýn ayrýlmaz bir parçasý olarak de­ðerlendirir. Ýnsan davranýþý, herhangi baþka bu doðal fenömen gibi, nedenler, sonuçlar ve matematik aracýlýðýyla açýklanabilir. Ýn­sanlar, ona göre, her ne kadar Özgür oldukla­rýný düþünseler de, bu tarz bir düþüncede bir yanýlsamanýn kurbaný olup çýkarlar. Çünkü insan bilgisizlikten dolayý, irade özgürlüðü­ne sahip olduðunu düþürür. Fakat Spinoza, doðanýn birliðini savunmuþ ve insanýn doða­nýn ayrýlmaz bir parçasý olduðunu öne sür­müþtür. Tek töz, iki temel niteliði çerçeve­sinde, çeþitli görünümler almýþ, farklý farklý varlýklar haline gelmiþtir. Ýnsan da bu varlýklardan biridir. Ýnsan, bundan ötürü belirli ne­denler tarafýndan oluþturulmuþtur. Spinoza, insanýn tüm eylemlerinin, hem zihinsel hem de fiziksel eylemlerinin daha önceki neden­ler tarafýndan belirlendiðini söyler. Þu halde, insanda Özgür bir irade bulunduðundan söz edilemez. Ýnsanlarýn kendilerinin özgür ol­duklarýný sanmalarý yalnýzca yaptýklarý iþle­rin farkýnda olmalarýndan, ancak bu iþleri belirleyen nedenleri bilememelerindendir. Bundan dolayý, gerçek özgürlük kendi doða­mýzýn zorunluluðunu bilmek, buna ayak uy­durmaktýr. Yani, Özgür olma, zorunluluklarý bilmektir, zorunluluklarýn bilincinde olmak­týr. Ýnsanlar bilmediklerinin tutsaðýdýrlar, bil­giye ulaþýnca özgürleþirler.

Anahtar kelimeler

Ýlgili bilgiler: Baruch Spinoza 1632 1677 17. yüzyýl felsefesi 21 Þžubat 24 Kasým Aforoz Althusser Ampirizm Amsterdam Aristotales
Lütfen dikkat: Bu sayfada kýrmýzý ile linklenen ve iki çizgi ile altý çizilen linkler reklamdýr. Bu linklere týklanýldýðýnda baþka bir siteye yönlenirsiniz.
  Ansiklopedi tarayýcý
554
555
555K
556
557
558
559
56
56. Cumhuriyet Hükümeti
56. Hükümet
56. Hükümet - 4. Ecevit Hükümeti
56. Piyade Alayý
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
57
57 Numaralý Yolcu
57 sigarasý
57. Alay
57. Cumhuriyet Hükümeti
57. Hükümet
57. Hükümet - 5. Ecevit Hükümeti
570
571
572
573
574
575
576
577
578
579
57-mm anti-tank gun M1943 (ZiS-2)
57-mm tanksavar topu M1943 (ZiS-2)
58
58. Cumhuriyet Hükümeti
58. Hükümet