Ayasofya, 916 yıl boyunca kilise, 481 yıl da cami olarak hem Hıristiyanlığın, hem de Müslümanlığın hizmetinde bulundu. İlk yapıldığında Büyük Kilise (Megale Ekklesia) denilen bu muhteşem yapıt, Kutsal Bilgelik’e (Sofia) adandığından Ayia Sofia olarak tanınır, Fetih’ten sonra ise Ayasofya olarak anılmaya başlanır. ...
Ayasofya, (İngilizce Hagia Sophia, Yunanca Αγία Σοφία)
İstanbul'da eski bir doğu
İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
kilisesi
Nispeten büyük boyutlarda inşa edilmiş, bazı özel ayin yetkilerine sahip kilisedir. Kilise kurumu içinde idari işlevi olabilir veya olmayabilir.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1453 yılında
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
İstanbul'un fethi ile camiye dönüştürüldü (Osmanlı da
Fethiye Camii olarak adlandırılmıştır)
İstanbul'un fethi 29 Mayıs 1453, Salı günü geçekleşmiştir. Fatih Sultan Mehmed padişah, olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1935 yılında
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Atatürk'ün emri ile müzeye dönüştürülmüştür.
Daha yapıldığı ilk yıllardan itibaren ihtişamı ve “erişilmez bir sınırsızlığı” temsil eden kubbesiyle herkesi şaşırtıp büyüleyen
Ayasofya, 916 yıl boyunca kilise, 481 yıl da cami olarak hem Hıristiyanlığın, hem de Müslümanlığın hizmetinde bulundu. İlk yapıldığında Büyük Kilise (Megale Ekklesia) denilen bu muhteşem yapıt, Kutsal Bilgelik’e (Sofia) adandığından Ayia Sofia olarak tanınır, Fetih’ten sonra ise Ayasofya olarak anılmaya başlanır.
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, 1881 - 1938 yılları arasında yaşamış ulusal önder. 1881 yılında Selanik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi 14-15. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleşti.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu
Türkiye (resmi adı Türkiye Cumhuriyeti) Güneybatı Asya ile küçük bir bölümü Avrupa kıtasında yer alan ülke.
Türkiye doğuda Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan (Nahcivan) ve İran ile; güneyde Irak ve Suriye; ve batıda Ege Denizi, Yunanistan ve Bulgaristan ile komşudur.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Mustafa Kemal Atatürk’ün önerisi ve
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, 1881 - 1938 yılları arasında yaşamış ulusal önder.
1881 yılında Selanik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi 14-15. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleşti.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Bakanlar Kurulu’nun kararıyla
Bakanlar Kurulu, demokratik devletlerde Başbakan'ın başkanlık ettiği ve tüm bakanların biraraya gelip kararlar aldığı kuruldur.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
1935 yılında
müze olarak tüm insanlığın ziyaretine açılan Ayasofya, Bizans İmparatoru
İustinianos tarafından
532-
537 yılları arasında yaptırıldı. Ayasofya aynı adla yaptırılan üçüncü yapı.
İlk Ayasofya’nın yine aynı yerde Roma Dönemi’nden kalma eski bir tapınak üzerinde bazilikal tipte yapıldığı ve
15 Şubat 360 tarihinde görkemli bir törenle açıldığı tarih yazarı
Sokrates tarafından anlatılıyor. Günümüzde hiçbir kalıntısı bulunmayan bu yapı, 404 yılında İmparator
Arkadios’a karşı ayaklanan halk tarafından yakılır. İkinci Ayasofya ise, İmparator
II. Teodosios tarafından yaptırılarak
10 Ekim 415’te ibadete açılır. Ancak, çok geçmeden bu yapı da bir başka isyan sonucunda,
13 Ocak 532’de yanar. İmparator
I. İustinianos’un (527-565) beşinci saltanat yılında yaşanan Nika isyanının bastırılmasından sonra imparator, önceki yapılardan çok daha görkemli, asla yanıp yıkılmayacak bir mabedin yapılması emrini verir.
Tarihçi
Prokopios’un yapımı hakkında bilgiler verdiği 3. Ayasofya,
Miletos’tan
İsidoros ve Tralles’den
Antemios adlı iki mimar tarafından yapılmaya başlanır. Yapım çalışmaları sırasında yüz usta, bin kalfa ve on bin işçi çalıştırılır. Yapının bir an önce bitirilmesini arzu eden İmparator İustinianos, eski kentlerden kalma güzel mimari parçaların Ayasofya’da kullanılmak üzere
İstanbul’a gönderilmesini tüm eyaletlerine gönderdiği bir yazı ile emreder. Böylece
Anadolu,
Suriye,
Mısır ve
Yunanistan’ın antik şehirlerinden mimari parçalar, gemilerle Ayasofya’ya getirilir. Yapımına
23 Şubat 532’de başlanan 3. Ayasofya, süslemeleri dışında inanılması güç bir süre içinde, 5 yıl 10 ay 24 gün sonra bitirilerek,
27 Aralık 537’de ibadete açılır.
Açılış
Açılış son derece görkemli olur, İmparator İustinianos zafer arabasıyla Ayasofya’ya gelir ve Atrium’da Patrik Menas tarafından karşılanır. Birlikte el ele girdikleri Ayasofya’da gördüğü ihtişam karşısında,
“Bana böyle bir ibadet yeri yapabilme şansını sağladığı için Tanrı’ya şükürler olsun,” der.
 Hz. İsa ve İmparator
Bu sahnede VI. Leon, eğilerek İsa’dan günahlarını affetmesini dilerken gösteriliyor |
Açılışta bin boğa, altı bin koyun, altı yüz geyik, bin domuz, on bin tavuk, on bin horoz kurban edilir ve yoksullara çeşitli yardımlarda bulunulur.Kubbeli bazilika türünün en önemli örneği olan Ayasofya’nın, yedi bin metrekarelik ana mekânı, mermer sütunlarla bir orta, iki yan nef olmak üzere üçe ayrılmıştır. Orta nef ile yan nefleri birbirinden ayıran, dördü sağda, dördü solda bulunan yeşil-siyah damarlı mermer sütunların Ephesos’tan, yarım kubbe altında yer alan sekiz porfir sütunun ise Mısır’dan getirildiği biliniyor. Yapının içindeki yüz yedi adet sütunun üstündeki başlıklar
Bizans taş işçiliğinin en güzel örneklerinden. 6. yüzyıla tarihlenen sütun başlıkları üzerinde İmparator İustinianos ile karısı Teodora’nın monogramları yer alıyor.
Yapının özellikeleri
Yerden 56.60 metre yükseklikteki kubbenin çapı 32.37 metre. Yapıldıktan yirmi iki yıl sonra büyük bir depremde yıkılan kubbenin, 562 yılında Miletos’lu İsidoros’un yeğeni Genç İsidoros tarafından onarılırken 2.65 metre yükseltildiği biliniyor. Kubbede bulunan kırk adet pencere açıklığı da tepeden aydınlatmaya yardımcı oluyor. Yapıldığı günden itibaren dünyanın en önemli anıtları arasında yer alan Ayasofya, uzun yıllar Ortodoksluğa hizmet verdikten sonra,
IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’un
Latinlerin eline geçmesiyle
1203-
1261 yılları arasında Katolik Dünyası için kullanıldı. Bu arada Latinlere borçlu olan İmparator
IV. Aleksios, Ayasofya’nın değerli birçok eşyasını onlara vermek zorunda kaldı. Bu nedenle, Ayasofya’ya ait pek çok kutsal eşya halen
Venedik’te bulunuyor. Ayasofya’da bugün görülebilen mozaikler gerçek birer sanat eseri. Alt katta, apsis yarım kubbesi içerisinde yer alan “Meryem ve Çocuk İsa” mozaiği, altın yaldız ve gümüş ağırlıklı parçalardan oluşuyor. Bu mozaikte Meryem’in elbisesi lacivert cam mozaiklerle işli. Meryem’in oturduğu taht, kıymetli mücevherlerle işlenmiş bir imparator tahtını anımsatıyor. Meryem ve Çocuk İsa’nın yüz güzelliği ise hayranlık uyandırıyor. Alt katta görülmesi gereken bir diğer mozaik de İmparator Kapısı’nın üstündeki
VI. Leon’un yaptırdığı (886-912) mozaik. Bu sahnede VI. Leon, secde ederek İsa’dan günahlarını affetmesini dilerken gösteriliyor.
 Ayasofya'nın içerden görünümü |
Ayasofya’nın iç narteksinin yan kapısında yer alan bir başka mozaikte ise iki imparator ve Meryem ile Çocuk İsa yer alıyor. İmparatorlardan biri İstanbul’a adını veren I. Konstantin’dir. İmparator elinde tuttuğu kent maketini Meryem ve İsa’ya sunar. Diğer imparator ise Ayasofya’yı yaptıran I. İustinianos’tur. O da elindeki Ayasofya maketini Meryem ve İsa’ya sunar. Ayasofya’nın üst katında güney galeride Deisis mozaiği ile imparatorluğun iki ailesine ait, İmparatoriçe Zoe-IX. Konstantinos Monomakos (11. yy.) ve II. İoannes Komnenos, karısı Eirene ve oğlu Aleksios (12. yy.) mozaikleri yer alıyor. Kuzey galeride ise İmparator Aleksandros’un mozaiği bulunuyor (10. yy).Ayasofya’nın cami olarak kullanıldığı dönemde yapının dışına farklı zamanlarda dört minare ilave edilir. Mimar Sinan Ayasofya’nın dışına yaptığı payandalarla yapının dayanıklılığını arttırarak, günümüze kadar gelmesini sağlar. Ayasofya’nın içinde yapılan ilaveler ise, apsis içindeki mihrap ve mihrabın iki yanındaki tunç kandiller (Budin’den) mermer işlemeli minber, hünkâr mahfili ve müezzin mahfilleridir. Ayrıca, Sultan I. Mahmud Dönemi’nde kütüphane yaptırıldığı da biliniyor. Yapılan ilavelerde yapının uyumuna dikkat edilmiş, mermer malzeme kullanılarak organik bağ devam ettirilmeye çalışılmış. Kubbedeki yazı ve büyük levhalar (Allah, Muhammed ve dört halife) ise 19. yüzyılın ünlü hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin ürünüdür.
Kaynak: Skylife
Lütfen dikkat: Bu sayfada kırmızı ile linklenen ve iki çizgi ile altı çizilen linkler reklamdır. Bu linklere tıklanıldığında başka bir siteye yönlenirsiniz.