Agora, Yunan âleminin büyük sitelerinde toplum hayatının merkezidir. Ticaret ve endüstri geliştikçe, bu işle uğrasan zümreler, çalışma sahası olarak liman ve agora yakınını seçmeye başladılar. Artık, evvelce toplanma yeri olan stoa ve portik'ler, mübadele, depo veya satış binaları olarak kullanılıyordu. Toplum hayatında meydana gelen bu değişim, mimari alanda da tesirini gösterdi ve mimar Hippodamos'a izafe edilen ızgara planlı şehirler yapılmağa başlanarak, bunun sonucunda "İonia tipi agoralar" ...
Agora, Yunan âleminin büyük sitelerinde toplum hayatının merkezidir. Ticaret ve endüstri geliştikçe, bu işle uğrasan zümreler, çalışma sahası olarak liman ve agora yakınını seçmeye başladılar. Artık, evvelce toplanma yeri olan stoa ve portik'ler, mübadele, depo veya satış binaları olarak kullanılıyordu. Toplum hayatında meydana gelen bu değişim, mimari alanda da tesirini gösterdi ve mimar Hippodamos'a izafe edilen ızgara planlı şehirler yapılmağa başlanarak, bunun sonucunda "İonia tipi agoralar" ortaya çıktı.
Bunlar dikdörtgen biçimi yapılır, üç tarafı stoalarla çevrili ve bir kenarı ana caddeye açıktır. Bu caddenin de gerisinde dördüncü bir stoa yer alır. Aynı zamanda şehrin bütün yolları agoraya çıkmaktadır. Bu tip büyük agoralara önce Batı Anadolu'da Miletos, Priene, Magnesia, Bergama, Assos ve daha birçok eski yunan sitelerinde rastlanır.
M.Ö. II. yy.a ait, üç tarafı portiklerle çevrilen agoraların depo ve dükkânları da vardır. Dükkânların, bir sıra sütun dizisi ile çevrili ve üstü kapalı olan ön tarafında gezinilecek yollar ve halkın oturacağı sıralar bulunur. Orta alanda ise satıcıların portatif tezgâhları yer alır. Limana gelen eşya, agoralara hayvan sırtında taşınır ve teşhir edilerek satılırdı. Agoralar için "İonia tipi" tabiri ilk defa antik seyyah ve yazarlardan Pausanias tarafından kullanılmıştır.
Bu tip agoralar, şehir içinde geometrik merkez durumdadır. M.S. II. yy.da agoranın dördüncü tarafı da, ayrıca bir stoa ile kapatılarak, dört tarafı sütunlu portiklerle çevrili bir alan meydana getirilmiştir. Bu tip agoraların şehir hayatında başlıca dört fonksiyonu vardı. Ticari fonksiyon'u, sitenin ekonomik merkezi olmasıydı.
Agoranın site içindeki ticari rolü ile, siyasi ve dini fonksiyonları arasındaki münasebetler her sitede aynı kaideler çerçevesinde tanzim edilmiyordu. Bazı yerlerde ticari faaliyet çok gelişti ve siyasi organların daha ciddi yerlere taşınması ihtiyacı duyuldu. Hattâ, M.Ö. IV. yy.ın filozofları, ticaretin agoraya girmesine karşı, şiddetli tepki gösterdiler. Agora'nın siyasi fonksiyon'u dini ve adli fonksiyonuna paralel olarak gelişmekteydi. Sitenin siyasi hayatının merkezini agora teşkil ediyordu.
Dini fonksiyon'u itibariyle agora en çok saygı gösterilen âyin yerlerinden biriydi. Tanrı ve tanrıçaların, efsanevi ve milli kahramanların veya meşhur kimselerin heykelleri ve büstleri agorayı süslemekteydi. Burada, agorayı koruyan tanrıların tapınakları ve sunakları vardı. Temenoslar, kurban yerleri ve sitenin kurucusu veya savaşta ölen kahramanların mezarları agoranın dini fonksiyonunu belirten diğer unsurlardı. Sunak ve mabet sahalarında olduğu gibi, buraya girebilmek için insanın temiz ve lekesiz olması lâzımdı.
Drakon kanunlarına göre, katillerin agoralara girmesi yasaktı. İlk zamanlar, dini bir mahiyet taşıyan ve Dionysos şerefine tertiplenen tiyatro şenlikleri de burada yapılırdı. Meydanın etrafına tahtadan kademeler yapılır ve halk buradan oyunları seyrederdi. (Girit'te Lato şehri agorası.) Sitenin gelişmesi ile, tiyatrolar da ayrı bir mimari olarak gelişti ve dini toplantılar agoradan çıkarıldı.
Agora'nın adli fonksiyon'u davaların burada açık olarak görülmesinde belirirdi. Halk, davalarda bir rol oynamasa bile, celseleri takip edebiliyordu. Agora, site halkının ve demokrasisinin bir sembolü idi. Burada alınan bir karar daha geniş ve sürekli bir onaydan geçmiş oluyordu. Ataların, şeflerin ve devlet adamlarının mezarları yanında ve herkesçe benimsenen inanışların manevi ışığı altında verilen hükümler daha tesirli sayılırdı.
İyi bilinen ve örnek sayılabilecek agoralardan biri, Amerikan okulu için yapılan kazılar sırasında, 1935'te ortaya çıkarılan Atina agorasıdır. Bu okulun hazırladığı plandan anlaşıldığına göre, Akropolis. Areopagos, Pnyx sırtları ile. üzerinde Theseion'un bulunduğu tepeciğin sınırladığı geniş bölgede bir binalar topluluğu yükseliyordu: idare büroları ve arşivleriyle meclis salonu veya Bouleterion; daire şeklinde prytanis'ler daimi komisyonunun toplantı yeri olan ve daire biçimindeki Tholos. bir Ares mabedi, Apollon Patroos'a ait bir tapınak ve Metroon, çeşitli sunaklar (en önemlisi On iki Tanrılar sunağıdır), klasik ve hellenistik devir portikleri, bir Roma odeon'u, bir gymnasion, heliast'ların mahkemesi, strategos'ların binası, sitenin para atelyesi. resmi vesikaların asıldığı yer, Pantainos kitaplığı. Agorayı doğudan sınırlayan ve M.Ö. II. yy. daki haliyle yeniden kurulan Attalos portiği'nde çeşitli buluntular sergilenmektedir. Daha doğudaki bir Roma agorası oldukça iyi muhafaza edilmiştir.
Lütfen dikkat: Bu sayfada kırmızı ile linklenen ve iki çizgi ile altı çizilen linkler reklamdır. Bu linklere tıklanıldığında başka bir siteye yönlenirsiniz.